Erdi Özgentürk retweeted
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: Türkiye-Azerbaycan Birliği Sarsılmazdır!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Kasım Zafer Günü dolayısıyla Şuşa’da Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Aliyev, Türkiye’nin Karabağ’ın kurtuluş sürecinde ve İkinci Karabağ Savaşı boyunca verdiği siyasi ve manevi desteğin Azerbaycan halkı tarafından hiçbir zaman unutulmayacağını vurguladı. İki ülke arasındaki kardeşlik ve birlikteliğin sarsılmaz olduğunu belirten Aliyev, Türkiye ile Azerbaycan arasına girmek veya bu birliği zayıflatmak isteyenlerin hiçbir zaman emellerine ulaşamayacağını ifade etti.
Erdi Özgentürk retweeted
Kardeş ülke #Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının kurtarılması münasebetiyle kahraman Azerbaycan ordusunun ve halkının 8 Kasım - Zafer Günü'nü kutlar, tüm şehitleri rahmetle anarız.
Bir FB'li olarak söylüyorum Bu uydurma mağduriyet yakında şok market poşetlerinin toplatılmasına, kulüplerin formadan sarı rengi çıkarmasını istemelerine kadar gider. :)Kendi provokatif paylaşımlarını silme gereksinimi bile duymayan bir kitlenin karşısında, 53 numaralı çalışmayı sanki kusurluymuş gibi gösterip paylaşımı kaldırması da duyar tüccarlarına alan bırakmış. Gs sosyal medya ekibini bu sebeple kınıyorum. :)
Erdi Özgentürk retweeted
“Oğuzhan Uğur neden tutuklu?” sorusunun yanıtlarını, tamamı kamuoyuna yansıyan suçlamalar ve belgelerden hareketle anlatmaya çalıştım.
Bu topraklarda yaşamayı hak edebilmek için, milletin ve memleketin istikbali için doğru bildiğimizi paylaşmak dışında çaremiz yok.
youtu.be/t--IvqMXtwU?si=-WkO…
Erdi Özgentürk retweeted
Alttan gelen milliyetçi ve Atatürkçü gençleri dikkate almayan muhalif partilere bir hatırlatma:
Bu gençler son bir haftada İstanbul Barosu’nu değiştirip Yılmaz Erdoğan ile Filiz Makarna’ya geri adım attırdı. Bu gençler sağlam bir liman arıyor, kendinizi 70’lerin siyasetinde zannedip o gençleri bağırıp çağırarak ikna edeceğinizi zannetmeyin. Sizden tek bir beklentileri var, size verdikleri desteğin mahcubiyetini bir ömür yaşatmayın onlara..!
Erdi Özgentürk retweeted
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, hükümet kurma görevini vereceği ismi pazar günü açıklayacak
▪Hükümet kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye eden milletvekili sayısının 67, Netanyahu'ya destek veren milletvekili sayısının 46 olduğu açıklandı
Erdi Özgentürk retweeted
AB, bildiğiniz AB… Türkiye’de son 24 yılda tek parti iktidarında her şey değişiyor, ama emperyalist kulübün Türkiye’nin jeopolitik çıkarlarına tahammülsüzlüğü asla değişmiyor. Türkiye 2020 sonundan bu yana Avrupa Birliği’nin saldırgan yöneticilerini memnun etmek için doğu Akdeniz’de tek bir sondaj yapmadığı halde şikayetleri bitmiyor.
Avrupa Komisyonu’nun 2008, 2009 ve 2026 Türkiye raporlarını yan yana koyun. Türkiye’de devletin yapısı değişirken Brüksel’in Türkiye’nin denizlerdeki haklarına yaklaşımının nasıl değişmediğini görürsünüz.
2008’de ordunun siyasi etkisini eleştiriyor, komutanların Kıbrıs konusunda konuşmasını bile görev alanlarının dışında sayıyorlardı. Aynı raporda Yunanistan’ın hava sahası şikâyetlerini ve 1995 TBMM kararını Türkiye’nin önüne koyuyorlardı. 2009’da buna, Rum yönetimi adına petrol araştıran gemilere müdahale eden Türk Deniz Kuvvetlerini de eklediler.
Aradan 17 yıl geçti. Askerî vesayetin kaldırıldığı ilan edildi, devletin yönetim sistemi ve ordunun konumu köklü biçimde değişti. Ancak Türkiye denizlerdeki jeopolitik çıkarlarını savunmayı sürdürdükçe Brüksel’in itirazları da sürdü.
2026 raporu, bu yaklaşımı daha da ileri taşıyor. Türkiye’yi acımasızca eleştirirken Yunan-Rum taleplerini hukukun kendisi gibi sunan, bütün ölçüleri kendi üyelerinin çıkarlarına göre belirleyen bir tavır sergiliyor:
1. Yunanistan’ın hava sahası ve ada üstü uçuş şikâyetlerini aktarırken, 6 millik karasuyuna karşılık 10 millik hava sahası iddiasından doğan temel uyuşmazlığı açıklamıyor.
2. Ege’de karasularının 12 mile genişletilmesine karşı 1995 TBMM kararını hedef alırken, böyle bir genişlemenin Türkiye’nin denize erişimine ve Ege’deki dengeye etkilerini görmezden geliyor.
3. Doğu Ege adalarının gayriaskerî statüsünün hatırlatılmasını Yunan egemenliğinin zımnen sorgulanmasıyla ilişkilendiriyor; antlaşmalardan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi talebini Türkiye aleyhine çeviriyor.
4. Mavi Vatan’ın ders kitaplarına girmesini bile kaygı konusu yaparak Türkiye’nin çocuklarına denizlerdeki hak ve çıkarlarını öğretmesini sorguluyor.
5. Yunan deniz parklarını kendi karasularıyla sınırlı faaliyetler olarak sunarken, Türkiye’nin itirazlarının dayandığı egemenlik ve deniz yetki alanı uyuşmazlıklarına aynı ağırlığı vermiyor.
6. Türkiye–Libya deniz yetki alanları mutabakatını geçersiz sayan siyasi tutumunu tekrarlıyor; kendisini iki egemen devlet arasındaki anlaşmanın üzerinde hüküm verebilecek bir makam gibi konumlandırıyor.
7. Türkiye’nin iki devletli Kıbrıs çözümünü reddediyor; KKTC ile doğal gaz boru hattı ve elektrik bağlantısı projelerini Rum yönetiminin iznine bağlayan bir anlayış sergiliyor.
Böylece Türkiye’nin kendi haklarını savunması sorun, Yunan-Rum taleplerini kabul etmesi ise iyi komşuluk olarak tarif ediliyor.
Bu süreklilik, AB ile köklü bir jeopolitik çıkar çatışması bulunduğunu gösteriyor. Türkiye denizlerdeki haklarından vazgeçmediği sürece AB’nin itirazı değişmiyor.
AB, Doğu Akdeniz’de enerji havzalarını ve nüfuz alanlarını finans kapitalin hesaplarıyla değerlendiren kolektif emperyalist bir aktör olarak davranıyor. Yunanistan’ın maksimalist hayallerini ayakta tutuyor, Türkiye’den de bu hayallere uygun bir coğrafyaya razı olmasını bekliyor.
Oysa Türkiye için burada söz konusu olan vatandır. Bunların hiçbiri üyelik pazarlığının bedeli yapılamaz.
Kendi içinde karar almakta zorlanan, Rusya–Ukrayna Savaşı’nın nasıl sona erdirileceği konusunda ortak bir strateji geliştiremeyen, bağımsız askerî güç iddiasını hayata geçiremeyen bir AB var karşımızda. Ucuz enerji avantajını yitiren, Almanya ve Fransa gibi lokomotiflerinde ekonomik sıkışma ve toplumsal gerilim yaşayan, Çin’le mal ticaretinde 2025 itibarıyla günde yaklaşık 1 milyar avro açık veren bu yapının Türkiye’ye hâlâ üst perdeden jeopolitik talimat vermesi ibret vericidir.
Daha da ibret verici olan, Türkiye’nin geleceğini bu yapıya katılmaya bağlayan anlayıştır. Ankara AB ye haddini bildirmediği sürece aşağılama devam edecektir.
Erdi Özgentürk retweeted
Batı Trakya’da müftü atamaları:
Lozan’ın ve AİHM kararlarının açıkça çiğnenmesi
Yunanistan’ın Ekim 2026’da Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yaptığı atamalar, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kendi dini liderlerini belirleme hakkını bir kez daha doğrudan gasp eden bir uygulama olarak kayıtlara geçti. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle Bilal Kara Halil Gümülcine’ye, Şükrü Şerif Damadoğlu İskeçe’ye beş yıllığına getirildi. Dimetoka’daki önceki atamayla birlikte üç müftülük de tamamen devlet kontrolüne alındı. Azınlık ise bu isimleri tanımayarak Gümülcine’de İbrahim Şerif’i, İskeçe’de Mustafa Trampa’yı kendi seçilmiş müftüleri olarak kabul etmeye devam ediyor.
Toplumun iradesi hiçe sayılarak yapılan bu dayatma, dini liderliği devlet memuriyetine indirgemenin açık bir örneği olarak görülüyor.
Uygulamanın tarihi 1985’e, Gümülcine Müftüsü Hüseyin Mustafa Efendi’nin vefatına dayanıyor. O tarihten itibaren Yunanistan, azınlığın seçim yoluyla belirlediği müftüleri sistematik biçimde tanımayı reddetti. 1991’deki yasal düzenlemeyle seçim hükümleri fiilen ortadan kaldırıldı; 2022’deki 4964 sayılı yasayla ise müftülükler Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı’na bağlı kamu dairelerine dönüştürüldü.
Atanan isimler Atina’da yemin ederek görev başlıyor, yerel eğitim bürokrasisine bağlı ofislerde çalışıyor ve azınlık camiasında hiçbir meşruiyet bulamıyor. Bu durum, müftülük makamının dini, toplumsal ve kültürel bir otorite olmaktan çıkarılarak devletin idari uzantısına dönüştürüldüğünü gösteriyor.
Hukuki zemin ise tartışmaya mahal bırakmayacak kadar net. Azınlığın dayandığı 1913 Atina Antlaşması’nın 11. maddesi müftülerin Müslüman seçmenlerce seçilmesini öngörüyor; 1920 tarihli 2345 sayılı yasa ve 1923 Lozan Barış Antlaşması’nın 40 ve 45. maddeleri de azınlığın dini kurumlarını kurma ve yönetme hakkını güvence altına alıyor. Türkiye, Lozan’ın 45. maddesi çerçevesinde bu hakların takipçisi konumunda. Yunanistan’ın “Lozan’da seçim açıkça yazmıyor” savunması, hem antlaşmanın ruhunu hem de tarihi uygulamayı yok sayıyor. Daha da önemlisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1999’da İbrahim Şerif, 2006’da ise Mehmet Emin Aga davalarında Yunanistan’ı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesini (din ve vicdan özgürlüğü) ihlal etmekten mahkûm etti. Mahkeme, azınlığın kendi dini liderini seçme hakkının engellendiğini açıkça tespit etti. Buna rağmen Atina, bu bağlayıcı kararları onlarca yıldır uygulamadı.
Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin diğer AİHM kararları da aynı şekilde bekletiliyor. Bu tablo, uluslararası hukukun ve Avrupa insan hakları standartlarının sistematik biçimde çiğnendiğini ortaya koyuyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı da son atamalara sert tepki göstererek “sözde müftüler” atandığını ve Lozan ile uluslararası anlaşmaların hiçe sayıldığını belirtti. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu ve ABTTF, uygulamanın azınlığın iradesini yok saydığını ve dini özerkliği zayıflattığını vurguladı. Atanmış müftülere karşı çıkan azınlık mensuplarının yargılanması ise gerilimi daha da artırdı. Yunanistan’ın kendi içindeki diğer dini topluluklara tanıdığı lider belirleme hakkını Batı Trakya Türklerine tanımaması, ayrımcılığı açıkça görünür kılıyor.
Sonuç olarak, bu atamalar idari bir işlem değil, uluslararası hukuka, Lozan’a ve bağlayıcı mahkeme kararlarına rağmen azınlığın temel haklarının gasp edilmesinin devamıdır. Müftülük makamı, Batı Trakya Türklerinin dini, toplumsal ve kültürel kimliğinin merkezinde yer alıyor. Toplumun kabulü olmadan yapılan her atama, meşruiyetten yoksun bir dayatma olarak kalıyor. Yunanistan’ın AİHM kararlarını uygulamaya koyması ve azınlığın kendi liderini belirleme hakkına saygı göstermesi, sorunun çözümü için asgari şarttır. Aksi takdirde uluslararası hukukun çiğnenmesi ve hak ihlalleri sürmeye devam edecektir.
gundemgazetesi.com/detayh.ph…
Erdi Özgentürk retweeted
Oğlumu sevenlere, onun için adalet isteyenlere önce “troll” dediler, sonra “tarikat” dediler, ardından “sosyal medya çılgınlığı” diyerek küçümsemeye çalıştılar. Ahmet’i sevenler de, onun için adalet isteyenler de gerçek. Vicdanları susturamayacaklar!
Dilde başlayan taviz, zihinde açık bir teslimiyetle biter. Fransız'a "Fransız" derken gıkı çıkmayanların, konu Türk bilim insanına gelince "Türkiyeli" ikiyüzlülüğüne sığınması ne cehalettir ne de masum bir dil tercihi: Bu, doğrudan Türk milletinin kurucu iradesine çekilmiş sinsi bir operasyondur!
Erdi Özgentürk retweeted
Fenerbahçe'nin İstanbul'da unutulmaz gecesi. 🔥☠️ An unforgettable night for Fenerbahçe in Istanbul.
Erdi Özgentürk retweeted
#MustafaKemalinAskerleriyiz 🇹🇷♥️🇹🇷
#NeMutluTürkümDiyene 🇹🇷♥️🇹🇷
Replying to @Clint_Davey1
Türklerin vazgeçtiği şey Avrupa değil, Batı'nın kapısındaki onlarca yıllık iki yüzlü tiyatrodur! Bizim hiçbir halkla ya da Arap toplumuyla bir husumetimiz yok. Fakat Türkiye Cumhuriyetini, radikal dinci rejimlerle aynı kefeye koymak tam bir cehalettir. Türk milleti oradan buradan kültür ödünç almış derme çatma bir yapı değil geçtiği coğrafyalara damga vurup Cumhuriyet devrimiyle taçlanmış asli bir medeniyettir. Bizi bir yere oturtmakta zorlanıyorsanız net söyleyelim Ne Batı’nın kapı kuluyuz ne de radikal dinciliğin uydusu biz kendi kaderini kendi çizen tam bağımsız, laik Türkiye Cumhuriyeti’yiz!

































