Neva Ciftcioglu Banes (@NevaCiftcioglu) header
Neva Ciftcioglu Banes (@NevaCiftcioglu) profile picture

'İmkansız'a inanmayan bilim insanı...

Houston, TX
Joined March 2013
Photo by Neva Ciftcioglu Banes (@NevaCiftcioglu)Photo by Neva Ciftcioglu Banes (@NevaCiftcioglu)Photo by Neva Ciftcioglu Banes (@NevaCiftcioglu)Photo by Neva Ciftcioglu Banes (@NevaCiftcioglu)
Yeni yöntem şu: Özgür basını yok et. Herkes konuşsun, herkes saçmalasın. Herkes her konuda uzman kesilsin. Bilgiyle cehalet, gerçekle yalan birbirine karışsın. Sonra kafalar karışsın… O kafası karışanlar da yazsın, çizsin; hem de her şeyi çok iyi biliyormuş gibi! Böylece konuşma özgürlüğüyle saçmalama özgürlüğü birbirine girsin. Gerçeği söyleyenle gürültü çıkaran ayırt edilemesin. İnsanlar neye inanacağını şaşırmışken, hakikat görünmez olsun. Ve tam da o sırada… Bizim istediğimizi uygulayalım. Çünkü bazen gerçeği sansürlemek yetmez; gerçeğin sesini, yalanların gürültüsünde boğmak yeterlidir.
8
50
5
313
8,059
Aziz Sancar bilim ödülü verilmiş! Haberiniz olmamıştır belki.. Tebrik mebrik bekleyebilirler vatandaşlarından diye haber vereyim dedim.
5
4
1
61
3,088
Ben ağlak bir insan oldum!
17
18
2
351
8,844
Superman olman gerekmiyor… Oluver şöyle…dünya değişsin ❣️
2
22
211
7,089
Bir İtaat Testi mi bu? Son günlerde YouTube’da karşıma giderek daha fazla aynı çağrı çıkıyor: Yiyecek depolayın. Su bulundurun. İlaçlarınızı hazırlayın. En az üç gün, mümkünse bir hafta kendi kendinize yetebilecek durumda olun.
8
12
166
15,920
Ardından birbirinden farklı senaryolar geliyor: Savaş, enerji kesintileri, küresel krizler, uzaylılar, gökyüzünde yaşanacak olaylar, dünyanın sallanacağı felaketler… Peki, gerçekten büyük bir tehlike mi yaklaşıyor? Elbette olabilir. Dünyanın dengesi zaten pamuk ipliğine bağlı. Savaşlar çıkabilir, doğal afetler yaşanabilir, enerji sistemleri çökebilir, tedarik zincirleri kesintiye uğrayabilir. Bunların hiçbiri bilim kurgu değil. Dolayısıyla evde bir hafta boyunca idare etmeye yetecek kadar su, yiyecek ve gerekli ilaçları bulundurmak akıllıca bir tedbirdir. Bunun için birilerinin bizi uyarmasını beklememize bile gerek yok. Benim sorguladığım hazırlıklı olmak değil, hazırlıklı olmaya çağrılırken hangi duygunun harekete geçirildiği. Neden bu kadar çok korku senaryosu? Neden birbirinden farklı felaket ihtimalleri aynı anda önümüze geliyor? Neden sıradan bir tedbir çağrısı, bazen dünyanın sonu yaklaşıyormuş hissi yaratacak bir anlatıya dönüşüyor? İnsanlara riskleri anlatmakla insanları korkuyla yönetmek arasında ince ama önemli bir çizgi var. Bir de meselenin başka bir boyutu var: Toplumsal davranış. Bir kriz sırasında kimler talimatlara uyacak? Kimler sorgulayacak? Kimler hazırlıklı olacak, kimler olmayacak? İnsanlar belirsizlik karşısında ne kadar çabuk korkacak, ne kadar çabuk otoriteye yönelecek? Krizler, toplumların davranışlarını gözlemlemek ve yönetim politikalarını sınamak için fırsatlar yaratabilir. Bu bilinen bir olgu. Ancak buradan hareketle bugün yapılan hazırlık çağrılarının gizli bir itaat testi olduğu sonucuna varamayız. Bunun için somut kanıt gerekir. Yine de soruyu sormak hakkımız değil mi? Yaşanabilecek bir krizden önce insanlara hazırlıklı olmaları söyleniyor. Diyelim ki bir kriz yaşandı ve hazırlıksız yakalananlar büyük sıkıntı çekti. Bu kez onlara, “Size söylemiştik. Neden dinlemediniz?” denebilir. Peki ya kriz korkusuyla insanlar daha önce sorgulamaktan çekindikleri uygulamaları kabul etmeye başlarsa? Ya güvenlik gerekçesiyle sunulan her yeni kural, zamanla sorgulanamaz hâle gelirse? Bunlar gerçekleşeceği kesin olan senaryolar değil. Fakat kriz dönemlerinde özgürlük, güvenlik ve itaat arasındaki ilişkinin sorgulanması gerektiğini hatırlatan ihtimaller. Çünkü korku, insanın yalnızca duygularını değil, karar verme biçimini de etkileyebilir. Sürekli tehdit altında olduğunu düşünen bir insan, normal şartlarda kabul etmeyeceği uygulamaları daha kolay kabul edebilir. Üstelik algoritmaların korku uyandıran içerikleri tekrar tekrar önümüze çıkarması, dünyanın gerçekten olduğundan daha tehlikeli ve felaketlerin daha yakın olduğu hissini yaratabilir. O hâlde ne yapmalıyız? Bence cevabı basit. Evimizde gerekli temel ihtiyaçları bulunduralım. Suyumuzu, yiyeceğimizi ve ilaçlarımızı planlayalım. Resmî uyarıları takip edelim. Bilgiyi farklı kaynaklardan doğrulayalım.Ama korkuya teslim olmayalım. Tedbirli olmak başka, korkuyla yönetilmek başka. Sorgulamak başka, her söylenene inanmak başka. Ben hazırlıklı olacağım. Ama neden hazırlıklı olmam gerektiğini de sorgulayacağım. Çünkü akıl, yalnızca tehlikeyi önceden görmek değildir. Tehlike anlatısının kendisini de sorgulayabilmektir. Haklı mıyım? Bilmiyorum. Bir itaat testi yürütüldüğünü iddia etmiyorum. Elimde bunu kanıtlayan bir veri yok. Sadece şunu düşünüyorum: Bir toplumun ne kadar hazırlıklı olduğu kadar, korkutulduğunda nasıl davrandığı da önemlidir. Ve bazen sorulması gereken en önemli soru, “Ne olacak?” değil, “Bu korku bize ne yaptırıyor?” sorusudur.
12
17
182
4,239
Nasil zarif, nasıl içten... ❤️
13
234
6
1,608
25,953
Zavallı kontrollü algoritma… 🇹🇷 Kafası karıştı bu kadar 29 Ekim kutlaması, bayrak ve Atatürk görünce… Şimdi düşünüp duruyordur: Hangisini az görünür kılsam, hangi etiketi yapıştırsam, hangi gündemle unuttursam? Devreler yanacak… Çünkü Cumhuriyet, algoritmaların ayarlayabileceği bir gündem değil; bir milletin hafızasıdır. 🇹🇷
11
24
1
340
5,880
Can ♥️sın sen… 👏🏻👏🏻👏🏻
Herkese iyi bayramlar ♥️🤍 Star Wars ve Atatürk serimin son videosu:) Umarım hepimize iyi gelir.
1
22
367
10,087
Adimlar küçük yürek büyük 😍
Şırnak'ta küçük bir çocuk, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yağmurlu havada askerlerin kortejine eşlik ederek 5 kilometre yürüdü.
5
28
1
440
6,196
Biz 11.000 km uzakta bayrağımızı astık…. Ya siz? 🇹🇷 YAŞASIN CUMHURİYET! YAŞASIN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN EMANETİ! 🇹🇷
25
30
2
855
7,680
Ben de yıllar yıllar önce babam tarafından çok benzer sözlerle uğurlandım…. Her kuş yuvadan uçarken bu değerler e uğurlansa keşke… Yüreklerinde kin, nefretle değil…vatan sevgisi ve vefasıyla…
2
16
2
286
10,336
Domino taşları gibi birer birer düşmeye başladı yeni tartışmalar. Görmemis olan profesyonel arkadaşlar için paylaşıyorum: mRNA aşıları MS’e yol açabilir mi?
“The World Health Organization” now states on its website: “COVID-19 vaccination can cause multiple sclerosis due to cross-reactive CD4+ T cells that recognize the spike protein of SARS-CoV-2 and myelin peptides.” In other words, your own immune system destroys the nerve pathways and then attacks your brain and spinal cord. This data was available during the lockdowns but was labeled as a “conspiracy theory” and censored by social media.
11
103
3
325
13,141
Hayatinizi bir daha yaşamak istermisiniz diye sordum…. “Evet” diyenler…”hayır” diyenler…. “Ay sacmalama” diyenler…. Herkes kendince “benim dogrularim” kavgası vermiş…. Bence bütün yaptıklarımıza şöyle uzaktan ama cooook uzaktan, boyut ötesinden bakarsak anlamı sanki……😅
7
23
2
328
7,696
Birileri 'batmasın' diye destek olurken (destek olduklarınız farketmeyebilir sizin de boğulmak üzere olduğunuzu).....kendinizi ihmal etmeyin arkadaşlar!
3
14
3
237
6,063
mRNA aşıları aşılanmamış kişilere geçebilir mi? Yeni bir makale, mRNA aşı bileşenlerinin iki olası hareketini tartışıyor: 1️⃣ Vücut içinde yayılım: mRNA veya ilişkili proteinlerin hücreler arasında taşınması. 2️⃣ Kişiler arası aktarım: Ter, tükürük, nefes veya diğer biyolojik salgılar yoluyla başka bir kişiye geçiş olasılığı. Bireysel yorumum: Makale, gündelik temasla böyle bir aktarımı ve bunun sağlık üzerindeki etkilerini doğrudan ortaya koymuyor aslında... Araştırmalar devam edecektir eminim. Ama bu haliyle bile çok çok önemli. Bu ihtimaller konuşulurken 'Balon haber' deyip geçenler de olasılıklar konusunda biraz olsun düşünmeye başlar umarım.
BREAKING: New Paper Reveals How mRNA Vaccine Materials Could Spread From Vaccinated to Unvaccinated People We identified two distinct forms of mRNA vaccine shedding: internal transcriptional spread and potential human-to-human transfer. Vaccine spreads internally and potentially externally to others. @NicHulscher @Docjohnc @McCulloughFund @neo7bioscience open.substack.com/pub/peterm…
18
58
1
228
12,324
Bugün bir arkadaşımla çok ilginç bir sohbetimiz oldu. Sanırım paylaşmaya değer… Arkadaşım da benim gibi yakın zamanda annesini kaybetmiş. Önce annelerimizden, sonra dinlerdeki cennet ve cehennem kavramlarından konuştuk. Arkadaşımın yorumu çok düşündürücüydü: “Bence cennet ve cehennem kavramları birbirinden çok uzak değil; aksine, iç içe geçmiş durumda. Üstelik bu kavramları yaratan biraz da biziz. Elbette çevremiz, koşullarımız ve başımıza gelenler etkili. Ama ipler aslında büyük ölçüde elimizde. Cenneti de cehennemi de kendi içimizde ve hayatımızda yaratıp yaratamayacağımızın sınavı belki de bu hayat. Bir gün öldüğünde sana, ‘Aynı hayatı yeniden yaşamak ister miydin?’ diye sorulduğunu düşün… Eğer cevabın hayırsa, kusura bakma canım kardeşim; sınıfta kaldın. Ama cevabın evetse, tebrikler! Demek ki bu dünyada kendi cennetini yaratmayı başarmışsın.” Düşündüm de… Belki de asıl mesele ne kadar uzun yaşadığımız değil, yaşadığımız hayatın sonunda ona yeniden başlayacak kadar gönülden evet diyebilmemizdir. Mesele yalnızca mutlu olmak ya da iç huzuru bulmak değil. Acısıyla, tatlısıyla, kayıplarıyla, hatalarıyla, seçimleriyle kendi hayatının sorumluluğunu üstlenmek. Belki de cennet, hiç acı çekmediğimiz bir hayat değildir. Acıyı da tatlıyı da hayatın bir parçası olarak kabul edip, yaşadığımız hayatı bütünüyle sahiplenebilmektir. İnsanın kendisine soracağı soru şu olabilir: “Bana verilen hayatı değil, yaşadığım hayatı yeniden seçer miydim? Acılarıyla, sevinçleriyle, kayıplarıyla, kazançlarıyla… Her şeyiyle yeniden yaşamak ister miydim?” Eğer cevabımız evetse, belki de cennet dediğimiz şey tam olarak budur: Kusursuz bir hayat yaşamış olmak değil, kendi hayatına yeniden evet diyebilmek.
31
19
3
469
18,879
Sosyal medyada sürekli birbirine saldıran arkadaşlarım: Sahte pandemi döneminde alınan kararlar ve yapılan açıklamalar nedeniyle sağlıklarının zarar gördüğünü düşünen insanlar; sizi ayrıştıran, birbirinize düşman eden tartışmalar uğruna birbirinizi kırmayın! O dönemde de yalanlara inanarak birbirinizi çok kirdiniz… öyle değil mi? Siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar… Söyledikleriyle, savunduklarıyla ve önerileriyle sizi uçuruma sürüklediğini düşündüğünüz insanlar, bugün geçmişi sorguladığınızda, ayağa kalkmak istediğinizde, yani gelecekte hangi doğru kararlariyla elinizi tutsunlar? 29 EKİM’DE BİRBİRİNİZLE KAVGAYI BIRAKIN. TÜRK BAYRAĞINI EVİNİZE, PENCERENİZE, BALKONUNUZA ASIN! Aynı bayrağın altında, farklı düşüncelere sahip olsanız da bir araya gelin. Birbirinizi suçlamak yerine birbirinizi dinleyin. Öfkenizi birbirinize değil, hesap sorulması gereken sorulara yöneltin. Dün kime güvendiğinizden bağımsız olarak bugün yan yana durmayı başarın. Çünkü sizi geçmişte kimin yanılttığı kadar, bugün birbirinize düşman edilmenize izin verip vermediğiniz de önemlidir. 29 Ekim, birbirimize sırtımızı dönmenin değil; bu ülkenin insanları olarak yeniden yan yana durmanın günü olsun. Bayrağımızı asalım. Birbirimizi değil, yaşananları sorgulayalım. Bayramimiz kutlu olsun….. Sevgiyle ❣️
15
38
2
301
6,586
Önemli bir paylaşım bu… Konu temizlik nede olsa! İyi Pazarlar ❣️
10
18
419
7,363