🗞️ Fon vurgununda 2. ay biterken iktidar ‘vezne hesabı anlatıyor, örgütü gizliyor’
‘Hiç ummadığımız insanlar’ örgütü!
Fon vurguncusu Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın adliyede görüntü vermesi ve Hazine Bakanı Şimşek’in Mecliste meseleyi adeta bir veznedar gibi ‘ödeme planı’na indirgemesi ile aynı saatlerde Erdoğan’ın ‘Hiç ummadığımız insanlar işin içinde’ demeci servis edildi. Fon vurgunundaki siyasetçi ve bürokratların listesi ile bu organize suçun örgüt şemasının açıklanması istenirken yaşanan bu gelişmeler konuyu örtbas etme tutumunun sürdüğünü gösteriyor. Erdoğan’ın, belli ki iktidar ağlarında bulunan şahısları kast ederek söylediği ‘hiç ummadığımız insanlar’ sözü, halen halka açıklanmayan liste ve muhtevası hakkında yeni bir gösterge oldu.
📌 Evrensel bayilerde
VESAYET GÖREVLERİNDE AVUKAT EMEĞİ İÇİN ASGARİ ÜCRET BELİRLENDİ
Vesayet görevlerinde avukat emeğinin karşılığı için ilettiğimiz talep, yeni Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde karşılık buldu.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 2024–2026 döneminde Türkiye Barolar Birliğine ilettiği talep doğrultusunda, Tarife’ye yıllık ücret alt sınırı eklendi. Vesayet makamının istemi üzerine baronun bildirdiği avukatlar arasından vasi, kayyım veya yasal danışman olarak görevlendirilen meslektaşlarımızın talebi halinde, her görev yılı için belirlenecek ücret 15.000 TL’nin altında olamayacak.
Değişim için Avukatlar olarak, meslektaşlarımızın emeğinin ücret takdirine yansıması için düzenlemenin uygulanmasını takip edeceğiz.
ALT Görselde, İstanbul Barosu'nun Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı'na yazdığı 10/04/2025 tarihli resmi bir yazı bulunmaktadır.
* Üst Bilgi ve Sayfa Başlığı: Sol üstte baro logosu ve "İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Çalışma Raporu | 2024-2026", sağ üstte "163" sayfa numarası yer almaktadır.
* Evrak Bilgileri: Sayı: E-92872780-659[2150 A.B.T.]-15656, Konu: Hukukla İlgili Diğer İşler, Tarih: 10/04/2025.
* Hitap: Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına.
* Metin İçeriği: Mahkemelerce vasi, kayyım, yasal danışman, tereke temsilcisi ve miras ortaklığı temsilcisi görevlendirmelerinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde takdir edilecek ücret bulunmaması sebebiyle, Birliğince bu konuda bir çalışma yapılıp yapılmadığına dair bilgi talep edilmektedir.
* İmza: Av. Rukiye Leyla SÜREN (İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı).
🔴 KULİS | Bahadır Özgür (@bahadir_ozgur1) fon vurguncularını anlatıyor
🗨️Fatma Betül Sayan Kaya soruşturma ile ortaya çıkmadı
▶️ Programın tamamı Evrensel YouTube kanalında
youtube.com/live/PFUbhTFGrWE
🔴 KULİS | Bahadır Özgür (@bahadir_ozgur1) fon vurguncularını anlatıyor
📌 Fon vurgununda iktidarın üç krizi var
▶️ Programın tamamı Evrensel YouTube kanalında
youtube.com/live/PFUbhTFGrWE
Engellediği için Baronun ve mevcut yönetimin sözcüsü, savunucusu @AvMuge ın çarpıtmalarına bu şekilde yanıt veriyorum:
1- Kocasakal'ın ilk başkanlığı döneminde alınan kaçak yapıyı savunmayı vazife edinmişsin ama çarpıtma dışında bir şey söyleyemiyorsun.
2- Kanlıca'daki gayrimenkul alındığında üzerinde kaçak yapı olduğu kesin ve bunu bilerek atlıyorsunuz. Kaçak yapı tespitinin hangi tarihte yapıldığının bu noktada bir önemi yok. İsteyen tüm meslektaşlarımız İstanbul 9. İdare Mahkemesi'nin 2023/81 Esas sayılı dosyasına, dosya içerisinde yer alan 4.9.2024 tarihli (Önce İlke yönetimi dönemi) bilirkişi raporuna bakabilir.
3- Raporda hem yer alınmadan önce 2011 yılındaki hava fotoğrafları hem de 2013 yılındaki hava fotoğrafları mevcut.
2011 fotoğrafı alındığında kaçak olduğunu ispatlıyor.
2013 fotoğrafıyla alındıktan sonra da kaçak ilaveler yapıldığı ortaya konuluyor.
4- Ayrıca ekleyeyim.
Bir gayrimenkulün projeye uygun mu kaçak mı olmadığını anlamıyor mu koskoca İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu?
Avukat, yönetici veya uzman olmaya gerek yok. Her okur yazar bunu anlayabilir. Üstelik kamu kurumu olan İstanbul Barosu değerleme yaptırmadan mülk edinemez. Değerleme raporunda da imar durumundan mevcut kullanıma kadar her şey yazılıdır.
5- Ne yaparsanız yapın Kanlıca'nın kaçak olduğu bilinerek alındığını ve sonrasında Ümit Kocasakal'ın başkan olduğu dönemde İstanbul Barosu'nca kaçak ilaveler yapıldığını gizleyemezsiniz.
6- İkinci ve üçüncü maddelerde Önce İlke yönetimlerinin kaçak yapıya seri katkılarını paylaşmışsınız.
7- Son maddedeki yorumlarınız hamasetten başka bir şey içermiyor. Çünkü;
- Davalardan birisi yapı tadil tutanağının ve idari para cezası kesilmesine dair Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali talebiyle açılmış olup (İstanbul 9. İdare Mahkemesi 2023/81 Esas) biz yönetimi devraldıktan 10 gün sonra karara çıkmıştır.
- Kararda "yapı tadil tutanağı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Yani dava savunduğun Önce İlke yönetimi döneminde süresinde açılmamıştır.
- Aynı karardaki diğer talep yönünden ise dava kabul edilmiş, idari para cezası kesilmesine dair Büyükşehir Belediye Encümeni kararı, kaçak yapıların kim tarafından yapıldığı tespit edilemediği, salt maliklik yönünden karar verildiği gerekçesiyle iptal edilmiştir.
- İstinaf talebini inceleyen İstanbul BİM 4. Dava Dairesi, "her bir imara aykırılık yönünden ayrı ayrı inceleme yapılıp para cezası konusunda karar vermek gerektiğini belirterek" 23.9.2026 tarihinde bu kararı kaldırmıştır.
- Yıkım kararının iptali için açılan davada ise (İstanbul 9. İdare Mahkemesi 2023/1252 Esas) yapı tadil tutanağının iptali için açılan dava kesinleştiğinden (Önce İlke yönetimi döneminde davanın süresinde açılmadığını yukarıda yazmıştık) ve yapıların da imara ve projeye aykırı olduğu tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın tarihi de 5 Kasım 2024'tür. (Görevi devraldıktan 10 gün sonra)
-Bu karar yönetim kurulumuzun kararıyla istinaf ve temyiz edilmiş, ancak hem İstanbul BİM 4. İdari Dava Dairesi hem de Danıştay 4. Dairesince istemlerimiz reddedilmiş ve yıkım kararı kesinleşmiştir.
- Bu kararın tarihinin 11.2.2026 olmasından hareketle geç açıkladığımıza ilişkin iddianızda da ciddi bir çarpıtma içerisindesiniz. Çünkü;
Danıştay kararı İstanbul Barosuna e-tebligata 5 gün eklenmemiş haliyle 25 Haziran 2026'da tebliğ edilmiştir. Para cezalarına ilişkin aleyhe bozma kararı da 13 Ekim 2026'da tebliğ edilmiştir. Bu arada her meslektaş, aylar sonra gerekçeli kararın yazıldığını ve tebliğ edildiğini bilir.
Ayrıca Baromuzun geleneği (22 yılı Önce İlke dönemi) gereği Hukuk Müşavirliği, Çalışma Raporunda, davalara açıldığı yılı esas alarak yer vermektedir. Her iki dava da bu nedenle Çalışma Raporunda yer almamıştır.
Bu kadar önemli bir gelişmeyi genel kurulumuzdan gizleyemezdik ve açıkladık. Anayasa, yasalar, mahkeme kararları İstanbul Barosunu bağlar. O kadar Anayasa diye bağıran, ahkam kesen sizleri ise bağlamıyor anlaşılan.
İyi ki açıklamışız.
Aksi takdirde yeni yönetim, doğru bilgiyi bile siteden kaldırdığına göre avukatların Kanlıca gerçeğinden hiç haberi olmayacaktı.
Elçin Özge Şimşek Çağlayan (@avelcinozge), @goksugoksel'e konuştu: “Hukukun üstünlüğünü savunmaktan başka çaremiz yok. Herkes için eşit ve adil bir sistemin inşa edilmesi gerekiyor. Bunun için mücadele etmek zorundayız”
“Baroları zor bir dönemin beklediğinin farkındayız. Türkiye, hukuksuzluklar karşısında ciddi bir sınav veriyor. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmamasını, hukuki hiyerarşinin hiçe sayılmasını sürekli gündeme getiriyoruz. Korkmak insani bir duygu ama birilerinin de cesur olması gerekiyor. Böyle bir göreve talip olurken cesaret yeleğimizi giyip yola çıktık”
➡️ youtu.be/Wd2V7kbcttY
Devlet ile kamu aynı şey değildir. Aynı olduğu yere totaliter rejim denir. Baro özerk bir kamu kuruluşudur devlet kuruluşu değil.
Kaldı ki, baro "devlet" kuruluşu olsaydı bile.. devletin resmi dili (veya anayasamızdaki ifadesiyle "dili") saklı kalmak ve Türkçe tercümesi de sağlanmak kaydıyla.. tüm vatandaşlar tarafından anlaşılmak ve devletin gönüllü "birliğini" (yani üniter yapısını) güçlendirmek amacıyla.. halkının neredeyse beşte birinin anadilinde bir açıklama yaparsa üniter yapıyı güçlendirir mi zayıflatır mı? Yapmamasının zayıflattığını son yüz yıllık deneyimimiz ve son kırk yıldır yaşadığımız kanlı savaş gösterdi.. Yapmanın zayıflatacağına yönelik hangi deneyim/kanıt gösterilebilir? @timursoykan@ilgazsenem@ibrahimkaboglu@seyhanavsar
Bunu yazdığım için linçlenebilirim. Ama olsun !
Ümit Kocasakal’ın Kürtçeye dair sözleri, aslında Kürt seçmenim bir bölümünün neden yıllarca AKP’ye sempati duyabildiğini anlamak için çok önemli bir örnek.
Mesele yalnızca “AKP ne yaptı?” sorusu değil. Bir de “AKP’den önce ve AKP’nin karşısında duran siyaset Kürtlere ne söyledi?” diye bakmak gerekiyor.
Bir insanın ana dilini kamusal alanda gördüğünüzde ilk refleksiniz “Neden buna ihtiyaç var?” oluyorsa, o insana eşit yurttaşlık duygusunu nasıl vereceksiniz?
Bu dışlayıcı dilin yıllarca AKP’ye kazandırdıkları çok açık ortada. “Kocasakallar” yeniden kazandırmaya yemin etmiş gibiler…
🔎 2023'ten beri ücret tabanının 102 dolarda çakılı kaldığı, işçilerin "aç kalıyoruz, aç yaşıyoruz" dediği Bangladeş'te tekstil işçilerinin mücadelesi, Türkiye'nin de içinde olduğu küresel tekstil zincirindeki ilişkileri ve sınıfsal çelişkileri açığa çıkarıyor:
🏭 Yaklaşık 4 milyon işçinin çalıştığı, ülke ihracatının yüzde 80'inden fazlasını sağlayan hazır giyim sektöründe 690 fabrikada üretim durdu.
✊ 12.500 takalık (102 dolar) asgari ücretin 30.000 takaya (245 dolar) çıkarılmasını isteyen işçiler polisle çatışıyor. İşçi ücretleri enflasyon karşısında eriyor.
👔 BRAC Üniversitesi'nin "Mapped in Bangladesh" veri tabanına göre hazır giyim üretiminde yaklaşık 4.000 fabrika faaliyet gösteriyor. Inditex (Zara), H&M Group, Primark, Walmart, Uniqlo, Marks & Spencer, C&A, Gap ve Next gibi uluslararası markalar bu üretim ağının başlıca alıcıları arasında.
💸 Mark Anner'in küresel konfeksiyon şirketlerinin satın alma pratikleri üzerine çalışmasına göre düşük satın alma fiyatları, kısa teslim süreleri ve sipariş belirsizliği işçi ücretleri ve çalışma koşulları üzerinde baskı yaratıyor.
📈 Değer işçilerin emeğiyle üretiliyor; siparişleri, fiyatları ve pazara erişimi belirleyen ticari güç ise büyük ölçüde uluslararası markaların elinde yoğunlaşıyor. Ülkenin en zengin yüzde 10'u ulusal servetin yüzde 58,4'üne sahipken, üretimin yükünü taşıyan milyonlarca işçi 102 dolarlık ücretle yaşamaya çalışıyor.
↔️ Bu sömürü zincirinin Türkiye'de de halkaları var:
▪️ Türkiye, 2025'te Bangladeş'ten 729 milyon dolarlık hazır giyim ithal etti.
▪️ DeFacto'nun Bangladeş'te 30 tedarikçisi bulunuyor. Sanko Holding'in yatırım planlamaları var.
▪️ Türk sermayesi tedarik ilişkileri ve yatırım girişimleriyle bu üretim ağının parçası.
Bangladeş'teki direniş küresel üretim zincirinde yaratılan değere kimin el koyacağına dair bir sınıf mücadelesi...
DEVAMI: evrensel.net/yazi/100302/ban…
Bangladeş’te sınıf mücadelesi: Küresel üretim zincirinde emek ve sermaye
🔴 Konfeksiyon ve hazır giyim işçileri aylık asgari ücretin 12.500 takadan 30.000 takaya, yani yaklaşık 245 dolara çıkarılması talebiyle mücadelelerini sürdürüyor.
🔴 Yaklaşık 4 milyon kişinin çalıştığı hazır giyim sektörü Bangladeş’in mal ihracatı gelirlerinin yüzde 80’inden fazlasını sağlıyor.
🔴 Türkiye’nin Bangladeş’ten hazır giyim ve konfeksiyon ithalatı 2025’te yaklaşık 729 milyon dolar.
✒️ Kansu Yıldırım (@KansuYildirim) yazdı
evrensel.net/yazi/100302/ban…
Kurye kaza geçiriyor, önce paketin akıbeti soruluyor.
Paketin teslimatı güvence altında, işçinin hayatı değil!
Kent hakkı, sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkından ayrı düşünülemez.
Kentin kılcal damarlarında güvencesiz emeği yazdım. evrensel.net/yazi/100304/ken…
ABD ara seçimlerinde ilk sonuçlar
📌 Temsilciler Meclisinde Demokratlar önde
📌 Demokratlar Senatoda 15 sandalye elde etti
📌 Keisha Lance Bottoms, Georgia'nın ilk siyah kadın valisi olarak tarihe geçti
evrensel.net/haber/6007909/a…
Ailelerin avukatlarının, davanın en başından beri esas patronlardan biri olduğunu delilleriyle ortaya koyduğu Ali Osman Akat, bu duruşmada tahliye edildi.
“Hukuk diye helvadan put yapmışsınız, acıkınca yiyorsunuz!”
BAROLAR YÖNETİMLERİN MÜLKÜ DEĞİLDİR!
Av. Özkan Yücel anısına düzenlenmesi kararlaştırılan “Hak Savunuculuğu ve Savunma Bağımsızlığı Sempozyumu”nun İzmir Barosu’nun yeni yönetimi tarafından iptal edilmesini kabul etmiyoruz.
Baroların birikimi, meslektaşların ortak emeğinin ve hak mücadelesinin ürünüdür. Hiçbir yönetim bu birikimi kendi dönemiyle başlatamaz, kendisinden önce verilen emeği yok sayamaz. Seçim kazanmak, baronun ortak birikimi üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi vermez.
Baroların demokratikliği yalnızca sandıkla ölçülmez. Yönetimlerin meslektaşlarına karşı açıklıkla hareket etmesi, eleştiriye açık olması ve kararlarının hesabını vermesi gerekir. Hiçbir yönetim, seçim sonucunu bu sorumluluklardan muafiyet belgesi olarak kullanamaz.
Özkan Yücel’in anısına, hak savunuculuğunu ve savunmanın bağımsızlığını tartışmak üzere düzenlenen bir sempozyumun iptali karşısında sessiz kalmayacağız. İzmir Barosu Yönetimi bu kararın gerekçesini açıklamalı, iptal kararını geri çekmeli ve sempozyumun gerçekleştirilmesini sağlamalıdır.
Değişim İçin Avukatlar olarak, Av. Özkan Yücel Hukuk Araştırmaları ve İnsan Hakları Derneği başta olmak üzere İzmir’deki hak savunucusu ve demokrat meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Ortak emeğimize, mücadele birikimimize ve meslektaşımızın anısına sahip çıkıyoruz.
Av. Özkan Yücel anısına düzenlenmesi kararlaştırılan sempozyumun iptal edilmesini kabul etmiyoruz!
İzmir Barosu yönetiminin değişmesinin ardından, 2018-2022 yılları arasında İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapmış olan Av. Mehmet Baran Selanik’in programdan çıkarılması talebiyle başlayan sürecin sempozyumun iptaliyle sonuçlanması kabul edilemez.
Barolar, farklı düşüncelerin susturulduğu değil, özgürce ifade edildiği kurumlardır. Yönetimler değişebilir; ancak kurumsal hafıza, çoğulculuk ve ifade özgürlüğü yönetimlerin kişisel ve siyasal tercihlerine feda edilemez.
Av. Özkan Yücel’in anısına ve savunduğu değerlere saygı, farklı sesleri dışlamakla değil, farklılıklara tahammül göstermekle mümkündür.
Demokrasi İçin Hukukçular olarak, baroları kişisel hesaplaşmaların alanına dönüştüren, sansürcü, dışlayıcı ve tek sesli yönetim anlayışını reddediyoruz.
İzmir Barosunun 21 Temmuz 2026 tarihli yönetim kurulu kararıyla Av. Özkan Yücel anısına düzenlenmesine karar verilen “Hak Savunuculuğu ve Savunma Bağımsızlığı Sempozyumu”nun yapılmasının, yeni seçilen yönetim kurulu tarafından keyfi ve dışlayıcı bir biçimde fiilen engellendiğini meslektaşlarımızın ve kamuoyunun bilgisine sunmaktayız.
Mevcut yönetim kurulunca, Sempozyumda bildiri sunacak olan Av. Mehmet Baran Selanik'in programdan çıkarılması talebiyle başlayan ve etkinliğe 3 gün kala hiçbir yazılı bildirim yapılmaksızın Sempozyumun yapılmasının, fiili durum yaratılarak engellenmesiyle sonlanan bu süreç, kurumsal devamlılık ilkesine aykırıdır.
İzmir Barosuna, yönetim kurulu üyesi ve başkan olarak 8 yıl, bu ünvan ve sıfatlardan ari biçimde de meslek hayatı boyunca hizmet eden Av. Özkan Yücel adına düzenlenecek bu Sempozyumun yapılmasının engellenmesi, “Başka bir avukatlık mümkün!” düşüncesinde olan biz yol arkadaşlarına yalnızca güç verir. Çünkü Yücel, engellemeler karşısında her zaman daha çok çalışmayı seçmiş ve yol arkadaşlarına da böyle örnek olmuştur.
“Baro Avukat İçindir!” diyerek göreve gelen ve kapsayıcı olacağını iddia eden yönetimin farklı sesleri susturan bu anlayış ve tavrını teşhir ediyor; bu durumu yol arkadaşımız ve başkanımız Av. Özkan Yücel’in anısına saygısızlık olarak görüyor ve yönetim kurulunun tavrını kınıyoruz.
Hatırlatıyoruz: Hiçbir avukatı dışlamanıza ve yitirdiğimiz değerlerimizin anısını lekelemenize müsaade etmeyeceğiz!
ÇAG Yürütme Kurulu
Değerli hukukçular,
Derneğimiz, Onursal Başkanımız Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu’na, anayasa hukuku alanındaki bilimsel katkıları, demokrasi ve insan hakları mücadelesindeki öncü rolü dolayısıyla bir Armağan hazırlamaktadır.
Armağan’a katkılarınızı bekliyoruz...
Çok haklısınız. Sözleşmeler bizi bağlamamış olsaydı, dileğinizi gerçekleştirecektik. Şimdiki yönetim sözleşmeyi yenilemez ve süreden tahliye gerçekleşirse Baromuza yakışan bir girişe kavuşabiliriz.
İstanbul Barosu'nda devir teslim töreni bugün gerçekleşti. Görevi devrettik.
Yeni Yönetim Kurulu'nun ilk icratı ne oldu dersiniz?
Avukatlar için müjdeli haber bekliyorsanız daha çok beklersiniz.
Maalesef yeni başkan @umitkocasakal_ ın önceki dönem başkanlığında yaptığı hukuka aykırılığın sümen altı edilmesi ilk icraat oldu.
Yönetimimiz döneminde Kanlıca Baro Bahçe hakkındaki kesinleşen yıkım kararı meslektaşlarımızın bilgisine sunulmuştu. Şeffaflık ilkemiz bunu gerektiriyordu. Aşağıdaki açıklamada detayları yer alıyor.
Ama meslektaşlarımızı bilgilendirdiğmiz o açıklama artık sosyal medyadan ve internet sitesinden silindi.
Evet ilk icraat bu oldu maalesef.
Ancak, bilinsin ki hukuksuzluk kolay örtülemez. Hiç kimse meslektaşlarımızın aidatlarını, Baromuzun birikimlerini birilerine peşkeş çekemez.
Bilgilendirmeyi internet sitesinden, sosyal medyadan kaldırabilirsiniz ama gerçeklerin üzerini örtemezsiniz.
Neyse ki kaydettik, açıklama aşağıda👇
🔴İstanbul Barosu eski yönetimi cevap hakkını İlke TV’de kullanıyor…
📌Avukatların yaşadığı hak ihlallerine baro nasıl yaklaştı?
📌Yeni yönetimin yaklaşımları ne olacak?
📌Baroların siyasi ve toplumsal gelişmeler karşısındaki sorumluluğu ne?
📌Ümit Kocasakal'ın eski baro yönetimine yönelik eleştirileri ne anlama geliyor?
🗣️Avukat Ahmet Ergin, Ümit Kocasakal'ın açıklamalarını Öne Çıkanlar'da değerlendiriyor
⏱️Hilal Yağız’la Öne Çıkanlar bugün 14.00’te İlke TV’de
@avahmetergin@hilalinzraporu
➡️Canlı izlemek için:
youtube.com/live/cxKFUbRQtJs…