Pinned Tweet
Çok mu bunaldın, çok mu yoruldun, çok mu ağır geldi yaşadıkların, çok mu umutsuzsun?
Mustafa Kemal gibi düşün.
Kurum hekimine gidiyorsun, dahiliye bir baksın diyor. Dahiliyeye gidiyorsun, göğüs mutlaka görsün diyor. Göğüse gidiyorsun, kbb de görse iyi olacak diyor.
Astım alevlenmesi olmadığını teyit ettiğimiz mevsimsel viral bir mevzu için bu kadar dolaşmak zorunda kalmasak nasıl olur ki?
e〽️el retweeted
Türk Askerine kurşun sıkan eller kırılacak mı?
#AskerimiziKimŞehitEtti
Emekli Tuğgeneral Mustafa Köse yazdı…
Askerimizi kim şehit etti?
veryansintv.com/kose-yazisi/…
Bir Kızılderili atasözü der ki;
"Bir suda iki balık kavga ediyorsa, oradan beş dakika önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir"
AZARBAYCAN,TÜRKİYE ARASINDA KİMLER OYUN OYNUYOR?( 1 )
27 Ekim günü tarihi bir oylama Ermenistan parlementosunda yapıldı ve Bakü'yü Kars'a bağlayan Zengezur koridoru projesi onaylandı.
Bugün Türkiye ve Azarbaycanda 29 Ekimle beraber "Turan yolu bayramı" olarak kutlanacakken ne oldu?
Aliyev Türk devletleri birliğinin dönem başkanlığını gelip Türkiye ye devir edecekken; küstürüldü ve gelmekten vazgeçti?
Peki son iki üç haftadır bu krizi yaratanlar kimler?
Başta İngiltere sonra Rusya ve İran...
Zengezur koridorunu asla istemeyen; Rusya,Türkiye ve Azarbaycan'ın A.B.D. den destek alarak Ermenistan'a "Turan yolunu" kabul ettirmesi ile Kafkasya politikasından tamamen dışlanmış olacaktı.
Zaten ABD ve Türkiye ikilisi Kazakistan,Kırgızıstan ve Özbekistanda 100 milyar $ dan fazla yatırımla Çin ve Rusya ortasyada tasfiye ediyor.
Rusya Kafkasyadan da tasfiye edilirse Kırım konusunda eli tamamen zayıflayacaktır.
Bu yüzden ABD nin Azerbaycan'a girmesinden rahatsız olan,Aliyev'den Karabağ işgal altında olduğu yıllarda; British Petroliüm şirketi çok çok avantajlı bir anlaşmayla aldığı Bakü petrollerini Türk ,ABD ikilisine kaptırmakdan İngiltere korkmaktadır.
Zira İngiltere ekonomisinin son 30 yıllık refahının kaynağı Bakü petrolleri olmuştur.
Bakü petrollerini kayıp etmek İngiltere ekonomisini çökerteceği gibi İskoçya,Galler,Irlandanın ayrılmasına sebep olacaktır.
İran ise Zengezur koridorunun bir "Turan koridoru" olduğunu bildiği için İran'daki 50 milyon Türk nufusu zapt edemeyeceğinden; baştan beri koridorun açılışını önlemek için Rusya ile hareket ediyordu.
İran,devrim muhafızları Ahund ve Mollalar eliyle zaten Azerbaycanda radikal İslam örgütlenmesi yapıyorlardı.
FETÖ nün İngiltere kanadı ve Rusya kanadı da Aliyev'in ordaki okullarını ilk kapatan lider olmasının intikamını bekliyordu.
Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iki yıldır arasının iyi olmadığı ve dışişileri bakanının bundan istifade Putin ile özel bir ilişki geliştirip destek aldığı biliniyor.(29 Ekimde gelmesi beklenen Aliyev'in gelmekten vazgeçtiğini ilk olarak Rus haber ajansı duyurdu?)
Diyeceksiniz ki Ruslara ne oluyor?
Fidan'ın İngiltere ile onların Avusturalya elçiliği personeli olarak çalıştığı dönemden ilişkileri de bilinmektedir.
Azarbaycandaki kripto FETÖ cüler ve Türkiyede Akp li görünümlü kripto FETÖ cülerin başlattığı tartışmaya İslami kesimde öne çıkmak isteyen tipler ve Fatih Tezcan gibi Fetullahçı olup; Erdoğancı rolü yapanlar ateşlediler.
Ateşi söndürmesi beklenen Dışişleri bakanı ise tam tersine Bakü ye gidip krizi misli ile büyütüp devletler arası kriz haline getirdi.
Türkiye, Türk devletleri teşkilatının dönem başkanlığını Azerbaycandan alacağı ve Zengezur koridorunun yani "Turan yolunun" 500 yıl sonra yeniden açılmasını kutlayacağı gün büyük bir prestij kaybına uğradı.
Bu prestij kaybı süratle telefi edilmezse Aliyev'in Türkiye tarafından darbe ile devrilme senaryosuna inandırılarak;Rusya safına geri dönmesi Türk birliğini parçalamaya hatta Rusya vari bir darbeyle Erdoğan'ın Boris Yeltsin akibetine uğraması bu planlama dahilinde gerçekleşecektir.
e〽️el retweeted
ACİL KAN İHTİYACI 🩸
(En azından RT desteği)
3 Kasım 2026 Salı günü Ankara Söğütözü TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Hastanesinde kalp ameliyatı olacak Yaşar Temizel için acil AB Rh (+) pozitif kan ihtiyacı bulunmaktadır.
Kan bağışlarının 2-3 Kasım tarihlerinde TOBB Hastanesi Kan Merkezine yapılması gerekmektedir.
Ankara’da yaşayan, sağlık durumu kan bağışına uygun olan gönüllü dostlarımızın bu konuda desteklerini bekliyoruz.
Şimdiden duyarlılık gösteren ve destek olan herkese teşekkür ederiz.
İrtibat:
Şehim Temizel
📞 0 (535) 772 78 07
• Cevat Paşa: "Bir şey mi yapacaksın Kemal?"
• Mustafa Kemal Paşa: "Evet Paşam bir şey yapacağım, çünkü bir şey yapmak gerekiyor ve ben yapmazsam kimse yapmayacak."
• Cevat Paşa: "İnşallah muvaffak olursun."
• Mustafa Kemal Paşa: "Mutlaka muvaffak olacağız Paşam…
Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve detaylı söylevim, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.
Efendiler, bu sözlerimle, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, bağımsızlığını nasıl kazandığını ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.
Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu Türk Gençliği’ne emanet ediyorum.
Filhakika, bizim Cumhuriyetimiz, tepeden zembille inen, olduğu yerde ansızın beliriveren, sonradan olma, uydurma ya da dogmatik bir ifade değildir.
Bizim Cumhuriyetimiz, yüzyıllardır ihmal edilmiş, açlık ve yoklukla sınanmış, yalnızca savaşlarda hatırlanmış ve sırtı pışpışlanarak cepheye gönderilmiş ve kendisinden padişah efendinin kulu olarak ölmesi istenmiş, teba olmaktan, millet olmaya azim bulamamış, 400 senede yaptığını 200 senede kaybetmiş bir saray bürokrasisinin cehaletini kendi cehaletine yüklemiş ve eriye eriye Anadolu'ya sıkışmış bir halkın, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde işgalden kurtulup bağımsızlığını, kulluktan kurtulup insanlığını, cehaletten kurtulup, irfanı kuşandığını tüm beşeri dünyaya ilanıdır.
Bizim Cumhuriyetimiz, tüm vatanı sabanının ucu olan vatandaşa, vatan sathında savunmayı öğretmiş, kanla, irfanla vatana sahip çıkmanın namus borcu olduğunu belleklere kazımıştır.
Bizim Cumhuriyetimiz, ekmek kavgasından varolma kavgasına evrilmiş ve tarihten silinip gitmesi beklenmiş Türk milletinin, o varoluş için canını dişine taktığı, bir daha o varoluş kavgası verilmesin diye ilimde, fende, medeniyette ve beşeriyette kayıtsız şartsız medeni dünyaya entegre olmasının, alemde emsali olmayan mücadelesidir.
Bizim Cumhuriyetimiz, birilerinin sandığı gibi reklam arası, ekran molası değil, senaryosunun bizzat aktörleri tarafından kitaba kanla yazıldığı bir direniş belgeselidir. Eserin sahibi, çok tabiidir ki sonuna kadar telifine sahip çıkacaktır. Zira itler istedi diye atlar ölmez.
Bizim ilelebet payidar kalacak Cumhuriyetimiz kutlu olsun.
Selamete, selametle...
29.10.2024
Emel
Bildiğim kadarıyla yazı ABB'ye ulaştı. Umarım ilgili kurumlarla ortak bir çalısma yapılır da; hem gerekli toplu ulaşım entegrasyonu ve arttırımı hem de mesai saatleriyle ilgili yeterli düzenleme yapılır.
Ankara pandemi zamanlarından beri korkunç bir trafik baskısı altında.
Vaktin düşük kredi faizi teşviği altında çoğu eve ikinci hatta üçüncü araç girdi malum.
Bu da trafiğe tekil çıkan araç sayısını en az ikiye katladı o dönemde. Pandemi geçti ama bu varoş sevdamız geçmedi.
Ardından deprem nedeniyle ikinci bir araç baskısı oluştu.
5 milyon 910 bin 320 nüfuslu Ankara'da,
3 milyon 152 bin 567 araç var güncel verilerle.
Her iki kişiye bir araç;
Mevcut 1.987.216 hanede hane başına 1.59 araç düşmekte.
Her araç sahibi, artan yakıt fiyatlarını zerre umursamadığı için, günün her saati trafikte.
Dolayısıyla mesai saatlerini falan dert etmeyin, zira günün her saati sıkışık trafikte kalırsınız Ankara'da.
Buna Ankaralı şoförlerin kasapvari araç kullanmaları, makas atan hırbolar, toplu taşıma otobüslerinin birbirleriyle ölesiye yarışması ve çakarlı araç şımarıklığı da eklendiğinde cinnet geçirirsiniz yollarda. Kaç yıldır normalimiz oldu bu durum.
Bir Üsküdarlı olarak Istanbuľ'da araç kullanmak daha rahat dediğimde şaşırarak bakıyorlar yüzüme; lakin gerçek bu.
Bugün hasta yatağımdan kalkıp gittiğim mesaiden, biriken işler yüzünden biraz da; geç çıktım. Kızılay'a inmem gerekiyordu. Karşılaştığım insan ve araç trafiği mesai çıkışı normalini de aşmıştı. Kuvvetle muhtemel Ankaralı hafta sonunu da bağlayıp, tatile gidiyor bugün.
Neyse, mevzumuz bu değil; Kızılay minibüslerinr bindim, hâlâ ağrıdan yürüyemiyorum zira.
Minibüs şoförüne selam verip, "Bu nasıl bir kalabalık, bayram trafiği değil bu" dedim.
Şoför, epeyce bilge bir abimiz çıktı.
"Çünkü, herkes mesaiye 9'da başlıyor, 5'te bitiriyor. Bunlara farklı farklı saatler verelim de trafiği azaltalım diyen yok ki; vizyon yok, vizyon... Herkesi aynı saatte salıyorlar, öğrencisi, memuru, işcisi aynı anda başlıyor, aynı anda bırakıyor. Vizyon olsa yaparlar" dedi.
Duruma göre haklı...
Lakin ekleyeyim.
Büyükşehirlerde yaşayan insan kalabalığı azaltılmalı.
Toplu taşıma hat ve seferleri arttırılmalı, insanlar toplu taşımaya yönlendirilmeli.
Tekil araç yolculukları kamu yararı gözetilerek, mümkün mertebe engellenmeli.
Türkiye'nin fazladan emerji ithaline ayırdığı bütçe 2025 yılında 62,5 milyar dolar.
Gençlerimize gelecek vaadedemiyoruz ama gökyüzüne CO₂ ihracımız had safhada.
Bu yakıt, zaman ve milli servet tüketimi sarhoşluğuna bir düzen getirilse çok süper olacak.
e〽️el retweeted
“Cumhuriyet orduları Cumhuriyeti ve mukaddes topraklarını emniyetle muhafaza ve müdafaa’ya kadir ve hazırdır.”
Cumhuriyetimizin ve kahraman ordusunun kıymetinin bilinmesi umuduyla;
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
🇹🇷❤️🇹🇷
Bir sevda ki; hayali bile bütün cihana değer...
#29EkimCumhuriyetBayramı
🤖 Made with AI
e〽️el retweeted
Bayraktarlığımız sonradan değil…
Çocukken elimizde,
Kuleli’de omzumuzda,
Komutanken ardımızda;
Bir ömür göğsümüzde…
🇹🇷 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
“Mütarekenin ilk günlerini hatırlarsın. Saray ve hükümet teslimiyeti kabul etmişti. Hükümet sarayın, saray da İtilaf Devletleri’nin elinin altına girmişti. Saray bu halinden memnundu. Fakat, ben bunu kabul edemezdim. Buna karşı koymakla bir çıkış yolunu temin ederek, bu mazlum milleti tarih sahnesinden silmek, ortadan kaldırmak isteyenlere karşı harekete geçmek için kendimi vazifeli saymıştım. Dünyada tek başımıza idik, fakat benim inandığım ideale benimle beraber olanlar da bağlandılar ve netice hasıl oldu. Mütareke 30 Ekim 1918’de imzalanmıştı. Vatan parçalanmış, istilaya uğramıştı. Peki, 30 Ekim 1918’den bizim İzmir’e girdiğimiz tarih olan 9 Eylül 1922’ye kadar kaç yıl geçti? Dört yıl. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan ettik. İşte beş yıla sığdırdığımız büyük inkılap, bizim yaşadığımız şartlara duçar olmuş, hangi milletin tarihinde vardır? Bu mazlum millet kendisinin hakkı olan yere ulaşmıştır, çektiğimiz acıların, sıkıntıların en büyük mükafatı işte budur. Bütün dünya bunu görmüştür. Daha da görecekleri vardır. Beni en çok mesut eden hadise, bu mazlum milletin hak ettiği bu yere gelmesidir.
Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerdeki çektiğim azabı bilirsin. Yanımdaydın. Mondros 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu da bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır. Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır. Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür…”
Fahrettin Altay’ın “Ama bundan hiç bahsetmediniz” demesi üzerine, Atatürk “Övünmek olur, övünmek benimle beraber mefkureye inananların, milletin, ordunun hakkıdır” der...
Böyle bir adamın evlatları, böyle bir ırkın ahvadısınız...
Gazi Paşamın da dediği gibi;
"İşte bu da bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır. Tarihten silinmek istenen bir milletin öcüdür."
Ahınızı unutmayın,
Öcünüzü diri tutun,
Özünüze layık olun.
Cumhuriyetimiz kut'tur;
Bayramımız kutlu olsun...
Emel
Ankara pandemi zamanlarından beri korkunç bir trafik baskısı altında.
Vaktin düşük kredi faizi teşviği altında çoğu eve ikinci hatta üçüncü araç girdi malum.
Bu da trafiğe tekil çıkan araç sayısını en az ikiye katladı o dönemde. Pandemi geçti ama bu varoş sevdamız geçmedi.
Ardından deprem nedeniyle ikinci bir araç baskısı oluştu.
5 milyon 910 bin 320 nüfuslu Ankara'da,
3 milyon 152 bin 567 araç var güncel verilerle.
Her iki kişiye bir araç;
Mevcut 1.987.216 hanede hane başına 1.59 araç düşmekte.
Her araç sahibi, artan yakıt fiyatlarını zerre umursamadığı için, günün her saati trafikte.
Dolayısıyla mesai saatlerini falan dert etmeyin, zira günün her saati sıkışık trafikte kalırsınız Ankara'da.
Buna Ankaralı şoförlerin kasapvari araç kullanmaları, makas atan hırbolar, toplu taşıma otobüslerinin birbirleriyle ölesiye yarışması ve çakarlı araç şımarıklığı da eklendiğinde cinnet geçirirsiniz yollarda. Kaç yıldır normalimiz oldu bu durum.
Bir Üsküdarlı olarak Istanbuľ'da araç kullanmak daha rahat dediğimde şaşırarak bakıyorlar yüzüme; lakin gerçek bu.
Bugün hasta yatağımdan kalkıp gittiğim mesaiden, biriken işler yüzünden biraz da; geç çıktım. Kızılay'a inmem gerekiyordu. Karşılaştığım insan ve araç trafiği mesai çıkışı normalini de aşmıştı. Kuvvetle muhtemel Ankaralı hafta sonunu da bağlayıp, tatile gidiyor bugün.
Neyse, mevzumuz bu değil; Kızılay minibüslerinr bindim, hâlâ ağrıdan yürüyemiyorum zira.
Minibüs şoförüne selam verip, "Bu nasıl bir kalabalık, bayram trafiği değil bu" dedim.
Şoför, epeyce bilge bir abimiz çıktı.
"Çünkü, herkes mesaiye 9'da başlıyor, 5'te bitiriyor. Bunlara farklı farklı saatler verelim de trafiği azaltalım diyen yok ki; vizyon yok, vizyon... Herkesi aynı saatte salıyorlar, öğrencisi, memuru, işcisi aynı anda başlıyor, aynı anda bırakıyor. Vizyon olsa yaparlar" dedi.
Duruma göre haklı...
Lakin ekleyeyim.
Büyükşehirlerde yaşayan insan kalabalığı azaltılmalı.
Toplu taşıma hat ve seferleri arttırılmalı, insanlar toplu taşımaya yönlendirilmeli.
Tekil araç yolculukları kamu yararı gözetilerek, mümkün mertebe engellenmeli.
Türkiye'nin fazladan emerji ithaline ayırdığı bütçe 2025 yılında 62,5 milyar dolar.
Gençlerimize gelecek vaadedemiyoruz ama gökyüzüne CO₂ ihracımız had safhada.
Bu yakıt, zaman ve milli servet tüketimi sarhoşluğuna bir düzen getirilse çok süper olacak.
Stopaj, yatırımcılar adına oluşturulmuş bir güvence fonu, sigorta primi veya birikim havuzu değildir. İlgili mevzuata göre gelirin kaynakta vergilendirilmesi yöntemidir. Bu kapsamda yatırım fonu kazançlarından yapılan vergi kesintileri genel bütçe geliri niteliğindedir.
Öte yandan, 5018 sayılı Kanun'un 13/g maddesi uyarınca belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.
Yatırımcıyı korumaya yönelik bir mekanizma elbette önerilebilir. Ancak vergi gelirleriyle yatırımcı anaparasının garanti edilmesi, birbirinden tamamen farklı hukuki ve mali konulardır.
Yani Türkçesi; özel yatırım kararlarından kaynaklanan kayıplarınız, hukuki bir sorumluluk ve kamu yararı gerekçesi ortaya konulmadan vatandaşın omuzlarına bindirilemez.
Bu fonlardan toplanan stopaj vergileri yatırımcının zor gününde devreye girmeyecekse bu kaynaklar ne için var? Stopaj havuzu devreye sokulsun, piyasaya likidite verilsin, anaparamız eksiksiz iade edilsin!
#VarlıkFonuAnaPara
#ANAPARAYoksaReiseOyYOK
#BasınFonzedeyiDuy
e〽️el retweeted
Elif’in dünyasında babalar, anneler gibi işe gidip akşam eve dönmüyorlardı. Anneler işe giderdi, babalar göreve.
Görev denilen şey de babayı alıp götüren, ne zaman geri vereceği belli olmayan bir yerdi sanki.
Emekli Tuğgeneral Mustafa Köse yazdı…
Babam gelmiş midir, anne?
veryansintv.com/kose-yazisi/…
Öğretmen değilim ama ben de personelim için hazırlık yapıyorum 🇹🇷
#29EkimCumhuriyetBayramı























