Türk kadınlarına laf atan Pehlevici Fars kadınlarının durumunu şöyle özetleyelim. İran'ın Minab kentinde kız ilkokulu abd-israil tarafından bombalandı ve 165 çocuk hayatını kaybetti. Bu esnada Pehlevici Fars kadınlar kutlama yapıyor ve abd'ye teşekkür ediyordu.
Katılmıyorum. Bizim hiç kimseye nezaket borcumuz yok. Kim Türk'ün karşısında duruyorsa biz de onun karşısında dururuz. Kadın olmaları da hiç önemli değil çünkü Türklüğümüz her şeyden önce gelir.
Malum tiplerin Türklere "siz Anadolu'ya dün geldiniz, biz binlerce yıldır buradayız" demesi çok komik. Binlerce yıldır Anadolu'da olduğunu iddia edenlerin tek bir eseri yokken dün geldi dedikleri Türklerin Anadolu'nun her yerinde sayısız eseri çıkıyor.
Olayın içeriğini hiç bilmeseydim bile sırf Nagehan rahatsız olduğu için o yapılan şeyin doğru olduğunu düşünürdüm. Bu yöntemin de her daim işe yarayacağına inanıyorum.
Bu arada MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ!
Cumhuriyetin kurucu kadroları Türk milliyetçisiydi ve bu ülke Türkçülük üzerine inşa edildi. Dolayısıyla bugün milliyetçiliğin hakim olması yıkım değil aksine kurucu değerlere dönüş demektir.
Türklük dehşeti saçan bir nesil olarak anılmak bizim için gururdur.
Nevşin yükselen aşırı milliyetçilikten bahsetmişti birkaç sene önce. Bu gerçeği onların da görmesi güzel. Gerçekten de sert, tavizsiz, hümanizm zehrine bulaşmamış bir milliyetçilik yükseliyor. Bugün çok net hissediliyor bu, zamanla daha da çok hissedilecek. Olması gereken de bu.
Türkiye'de kök salmaya çalışan kürtçü ideoloji bugün ağır bir yenilgi aldı. Yükselen ve daha da yükselecek olan Türk milliyetçiliğidir. Türkiye'nin geleceğinde başka hiçbir düşünce ve ideoloji Türkçülük kadar etkili olmayacak. Bunun önünde de kimse duramayacak.
Doğulu Türklerin sık yaşadığı bir durum. Memleketini söylediğinde kürtçe konuşur ya da biliyor musun diye sorar. Bilmiyorum dersin şaşırır. Türk'üm neden bileyim dersin. Bu sefer de Doğulu Türk nasıl oluyor diye diretebiliyorlar. Milyonlarca Doğulu Türk'ü yok saymak bu.
İzmir Barosunu kazandık✅
İstanbul Barosunu kazandık✅
Sırada dernekler, kadın hareketleri, STK'lar, üniversite öğrenci oluşumları, medya, sinema ve aklınıza gelebilecek her alan var. Devir Türk gençlerinin devri. Yükselen Türk milliyetçiliğini hiçbir güç engelleyemez.
Umay'ın hesap da erişim engeli yemiş. Türk milliyetçisi ve Türklük için çok mücadele veren biriydi. Ayrıca Türklerin uğradığı katliamları tanıtmak için videolar hazırlıyordu. Yeni hesabını takip edelim dostlar.
İzmir Barosundan sonra bir güzel haber de İstanbul Barosundan bekliyoruz. Umarım öyle güzel bir sonuç çıkar ki kazanılan zafer sonrası halay değil Türk bayrakları ve ne mutlu Türk'üm diyene sloganları görürüz. Türkiyeli değil Türk barolar istiyoruz.
29 Ekim yaklaşıyor. "Ben bu cumhuriyetin ne hayrını görmüşüm" diyen sırrı süreyya'yı anan sanat sepet tayfa, 29 Ekim geldiğinde hiçbir şey olmamış gibi Cumhuriyet Bayramımızı kutlayacak. Hiçbirini unutmadık ve unutturmayacağız.
Türk yemekleri çalıntı diyor. Yorumlarda da tüm kültürümüzün çalıntı olduğunu ve Türk milletinin tarihsel ve kültürel varlığının uydurma olduğunu söylüyor.
İşte Türk kültürünü yok sayma ve Türklüğü yapay bir kimlik gibi gösterme projesinin canlı bir örneği. Bunları iyi tanıyın.
Bunu "İmroz'da Bahar" takip edecek. Ondan sonra tespit ettiğimiz, değerlerimize ters gördüğümüz her türlü dizinin ve filmin sonu bu olacak. Türk milletini memnun etmeyen her yapım boykot ve tepkiyle karşılaşacak.
Kadim Türk şehirlerine kğrdistan diyorlar hiç güleceğim yoktu. Şu şehirler bin senedir Türk şehri ve tarihte hiçbir zaman kğrdistan'ın olmadı. Zaten öyle bir yer hiç olmadı ki oraya ait olsun. Şehirlerimizden uzak durun.
Buna rağmen rumların bütün derdi Türkler. Adaya çökmeye çalışan terörist israil'e ses çıkaramazlar ama kendi halinde yaşayan Türklere saldırıp Türk bayrağı yakarlar. Daha geçen gün 4 rum birleşip bir Türk gencine saldırmıştı. Gerçi rumlar da işgalci Kıbrıs'ta, ne beklersin ki?
İsrail, güney Kıbrıs'a 'mafya vari' çöküyor!
Rum Milletvekili: Kıbrıs satılıyor, satışlar korumalar eşliğinde yapılıyor!
📍İsrail’in Güney Kıbrıs’taki artan ekonomik varlığı, Rum kesiminde milli güvenlik endişelerine yol açıyor. Her gün medyada yer alan haberlerde bu endişe öne çıkarılıyor.
Rum sahil bölgelerinin büyük bir kesiminin İsrailli iş insanlarının eline geçtiği belirtilirken, ekonomik sıkıntı yaşayan Rumların mülklerinin piyasa değerinin iki katına satın alındığı ve bu süreçte baskı yöntemlerinin de kullanıldığı vurgulanıyor.
Rumların en büyük partilerinden AKEL de gelişmeleri yakından takip ediyor. Satışlarla ilgili AKEL milletvekili Aristos Damianou, İsrailli iş insanlarını 'işaret ederek' “Kıbrıs satılıyor. Gelecek nesillere bırakmak istediğimiz durum bu mu?” diye isyan etti.
Yabancı iş insanlarının yanlarına aldıkları korumalarla Rum mülk sahiplerinin kapısına gittiğini kaydeden Damianou, “Amaçları, sahiplerin satışa rıza göstermesini sağlamak. Satış sözleşmesi imzalandığında polise şikâyet gelmeyebilir, ancak vatandaşların rızasının nasıl alındığı konusunda ciddi sorunlar var” dedi.
Limasol ve Larnaka’daki satışları anımsatan konuşmalar yapan Damianou, sahil şehirlerinde her on satıştan altısının veya yedisinin yabancılara ve yabancı menşeli şirketlere gittiğini söyledi. (Larnaka ve Limasol, İsraillilerin en yoğun yaşadığı iki şehir)
Tapu Dairesi verilerine göre yaklaşık her iki satıştan birinin yabancılara ait olduğunu vurgulayan milletvekili, “Kıbrıs satılıyor. Bunu gelecek nesillere bırakmak istediğimiz durum bu mu?” diye sordu.
Damianou, büyük arazileri birleştirmek isteyen iş çevrelerinin mülk sahiplerine 'şantaj' vari ekonomik tekliflerle yaklaştığını belirtti:
Ciddi ekonomik sorun yaşayan ailelere, mülklerinin değerinin iki katından fazla miktarlar teklif ediliyor. Bunlar bir tür ahlaki şantajdır.
Daha endişe verici yöntemler de var. Mülk sahipleriyle yapılan görüşmelerde korumalar bulunuyor

























