“sarı torba”nın her gönderinin altında paylaşıldığı, küçücük çocukların ağzına pelesenk olduğu bir ortamda gs’nin paylaşımına gelen eleştirilere “alınganlık” demek veya türkçülerin kırılganlığına benzetmek sıyrılamadığınız şovenizmden mi yoksa taraftarlığınızdan mı kaynaklanıyor
yoksullarla hemhal bir dayanışma göstermek yerine aşağılık tatminlerinin birer nesnesi haline getiren, onları milyonlarca insanın önüne bu şekilde koyan üstencilerin bu “iyilik”lerine karşı bizim de “iyi bir kürek” ve “iyi bir toprak” borcumuz var.
maçoluk, homofobi ve kürt sorununa dair politik açıdan sahih bir iş sayılmaz ama kamera tekniği ve erkan oğur soundları için izlenir.
Uğur Yücel, yönettiği ilk uzun metrajıyla sinemamızda pek az filme nasip olan bir iz bıraktı. Askerden ruhsal ve fiziki yaralarla dönen iki adamın öyküsü YAZI TURA, memleket meselelerine dair sözünü sakınmayan sert bir film. #AltınPortakallıFilmler @AntalyaFF
YAZI TURA | Şimdi Gösterimde
Askerden dönen Rıdvan, memleketine geldiğinde artık bambaşka bir adamdır. Onunla birlikte askerden dönen, İstanbul’da babasıyla yaşayan Cevher’in de hayata dair tüm planları altüst olmuştur.
“açtığım her poşette
çıktığım her yokuşta
biraz sen varsın”
geri dönüşüm işçilerinin çıkardığı “katık” dergisinde “sen alüminyum kadar değerli/bakır cinsinde bulunmayansın” diye devam eder bir işçinin sevdiğine yazdığı bu dizeler. ahmet kaya’ya atfedilmiş bu kez🌹
t. bora’ya yapılan indirgemeci eleştiriler kabak tadı veriyor artık. “kulak verdiğimiz sesler içerisinde artık susmuş olanların yankısı”nı taşıyan toplumsal bellek çalışmaları beni her daim heyecanlandırıyor.
“Çizilmeye çalışılan biyografik portre, kesinlikle bir ideal tipin değil, kesinlikle bir ortalamanın değil, değişik meşrepleriyle, yönelimleriyle, tarzlarıyla, olanca çoğulluğuyla devrimcilerin portresidir.”
TANIL BORA
iletisim.com.tr/kitap/devrim…
Biz hocadan razıyız. 2 yıl boyunca emekten, haktan, insanlık onurundan yana mücadele eden ona ve ekibine teşekkürler. bir kuruma aidiyet hissetmenin zorluğunu yaşadığımız bu dönemde can suyu olmuştu.
her hafta şişli ermeni mezarlığı önünden geçip gidiyordum. bu kez içeri gireyim dedim, imkanı olan es geçmesin.
pozitif hukuk bir kenara, muhalif kamuoyunun bu konudaki yüksek hassasiyetin anlayamıyorum. ilk 4 maddede yer alan 61’in “insan haklarına dayanan” ifadesinin 80’de “insan haklarına saygılı” olmasına itiraz edilemez mi? toplumsal kazanımlar ileri götürülemez mi?
sakultah retweeted
Selde can verdi, kayda bile alınmadı: Bekçi Faik okul inşaatında nasıl öldü?
Emekli olduğu halde çalışmak zorunda kalan 52 yaşındaki işçi Faik Şentürk, İstanbul’u felç eden selde, Beyoğlu Bilişim İnşaat tarafından yapılan ve bekçi olarak çalıştığı okul inşaatını basan suyu temizlerken yaşamını yitirdi. İstanbul Valiliği’nin adını sel bilançosuna bile dahil etmedi
🔴Emekliydi, aylığı yetmediği için çalışıyordu. Üç çocuk babasıydı.
🔴Bekçi olarak işe alındı, düz işçi olarak sigortalandı. Ölümünden beş gün önce okulun çatısındaydı.
🔴Şantiyeyi aylardır her yağmurda su basıyordu. Drenaj yapılmadı, önlem alınmadı.
🔴Elektrik sigortaları ancak o düştükten sonra kapatıldı.
🔴Şantiyenin jeneratörü çalışmadı. İtfaiye geldi, pompası yoktu. Onu ailenin tanıdığı dalgıçlar üçüncü dalışta sudan çıkardı.
🔴Ölümü valiliğin resmi sel bilançosuna yazılmadı.
🔴Okulu en düşük teklifle alan Beyoğlu Bilişim İnşaat’ın teklifi daha önce iki kamu ihalesinde geçersiz sayıldı. Birinde rakip görünen firmalarla aynı adresten teklif verdi, diğerinde mazotun kilosunu 2,98 lira yazdı. Bakanlığın birim fiyatı 43,84 liraydı.
🔴Firma yine de kamudan iş almayı sürdürdü. Mart 2026'da Beykoz’da ikinci bir okulu da aldı.
Ailenin en büyük korkusu ölümün sessizce kapatılması: “Kamuoyu tepkisi olmadığı müddetçe bunlar rahat hareket edecekler.”
Murat Uysal (@muraatuysal)'ın haberi
evrensel.net/haber/6005652/b…




















