Songür Ulus (@songurulus) header
Songür Ulus (@songurulus) profile picture
Tuzla, İstanbul
Joined October 2012
Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)Photo by Songür Ulus (@songurulus)
Bu bir özür ve teşekkür tweeti olacak. Attığım bu tweet için Sn. Muharrem İnce @vekilince önce danışmanı vasıtası ile müsait olup olmadığımı sorup, müsait olduğumu beyan ettiğim içinde bizzat ve direkt kendisi arayarak çok uzun ( kabaca 9 dakika süren ) ve aydınlatıcı bir görüşme yaptı benimle. Bu uzun konuşmada o makus gecede kendisine itham ettiğim sarhoş olup bizi yanlız bıraktı ifadem için önü ve arkası ile ilgili gerekli ve doyurucu bir açıklama yaptı. Ben bu konuşmadan kendisinin doğruları söylediğini ve beni ikna ettiğini sizlere söylemek istiyorum ve bu ithamımdan dolayı kendisinden herkesin huzurunda bir kez daha ÖZÜR DİLİYORUM. O gece yapmış olduğu "adam kazandı", lüks otel odası ve basın karşısında konuşmaması için de kısaca bana söylediklerini bir sonraki tweette yazacağım ama kendisine göstermiş olduğu hassasiyet ve değer verip, zaman ayırıp beni şahsen aradığı için de ayrıca çok TEŞEKKÜR EDİYORUM. Yolu açık olsun. Bizim kendisi ile hikayemiz taa Ali Kırcanın TV showunda ki hitabeti ile başlamıştı bugünkü fiili telefon görüşmesi ile de taçlandı.
55 yaşındayım. CHP ye bir kez @vekilince aday olduğunda verdim. Pişman değilim ama bizi o gece yarı yolda bıraktığı için kızgınım. Ben oylar için yırtınırken o o gece kendini rahatlatmak için veya yüklendiği stresi boşaltmak için sarhoş olup bir lüks otel odasında sessizliğe gömüldü. Sandığa gitmenin bir vatandaşlık görevi olduğu bilincinde biri olarak şunu net ifade edebilirim. AKP yada CHP hiç bir farkı yok. MHP de 2017 ye kadar farklı bir çizgide iken oda sonra aynı alana kaydı. Elimiz gitmiyor milliyetçi partiden başka bir yere bu sebeple bundan sonraki beş da sandığıda eğer inandırıcı biri olmazsa gitmeyeceğim.
63
86
6
1,018
1,236,615
Günün en güzel haberi bu @sdedetas
Sinem Dedetaş başkanı cezaevinden aldık, darısı diğer haksız tutuklulara olsun.
3
6
195
9,908
Zaten bunu Nutuk'ta yazmış uluönder. Cumhuriyetin ilanı esnasında aykırı ses olmaması adına bunu konuşmamak yada ayrı yollarda yürünmemesine fokus olmak doğru. Zaten benim kastım 1938 sonrası kemalist rejimlerin çok partili ve demokrasi yaşamı içinde dahi bunu konuşup tartışamaması. Bu imkansızlık 1970 lerde Rahmetli Erbakan ile başlayan siyasal islamın doğuşuna sebebiyet verdi. Halbuki Rahmetli İsmet Paşa hem CB hem CHP başkanı olmuş ve bu paşaların bir kısmı ile arayı düzeltmek adına adımlar atmıştı. Buna rağmen tarihi hatırlarken bence yanlış anmalar veya eksik anmalar yapıyoruz diyorum.
Replying to @songurulus
Songür hocam, Milli Mücadele kuşkusuz tek bir kişinin değil; Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay ve İsmet İnönü gibi komutanların omuzlarında yükselen büyük bir kadro hareketidir. Özellikle 30 Ağustos, doğrudan askeri bir zafer olması sebebiyle cephedeki tüm bu paşaların ortak başarısı olarak anılmayı hak eder. Ancak Cumhuriyet; yalnızca askeri bir zafer değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün Harp Okulu yıllarından itibaren zihninde kurguladığı siyasi bir doktrin ve vizyondur. Bugün söylemin bu kadar tek bir isim üzerinden yürümesinde ise sadece bu tarihi gerçeklik değil, siyasal İslamcı çevrelerin Atatürk’e yönelik yıpratma çabalarına karşı toplumsal hafızada gelişen korumacı refleks de belirleyici olmuştur. Zaferden sonraki siyasi yol ayrımları diğer kahramanları zamanla gölgede bırakmış olsa da, askeri başarıyı "ortak bir kadro zaferi", Cumhuriyet’i ise "Atatürk’ün kurguladığı tarihsel bir dönüşüm" olarak okumak en dengeli yaklaşımdır.
1
1
1
25
7,404
Çok güzel olmuş dostum
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun @TurkEkspres
2
23
6,348
Hadi inşallah @sdedetas
Müvekkilim Sinem Dedetaş için yaptığımız tahliye başvurusu üzerine kendisinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunulur.
1
2
46
7,183
Sorun liderlik değil ki zaten hepsi iyi bir lider ki büyük komutan olmuşlar.
Replying to @songurulus
Bunların içinde liderlik,karizma,öngörü,cesaret,yenilikçilik … konusunda hangisinin hakkını vermek lazım? (Hepsinden Allah razı olsun,bize bu vatanı miras bıraktıkları için.)
1
9
4,514
Yani Atatürk’ün Genel Teşhisi: "Yol Arkadaşlığı Çelişkisi" Atatürk, Nutuk’un bu bölümlerini şu felsefi ve siyasi tespit ile özetler: Milli Mücadele’ye başlarken herkesin hedefi "vatanın kurtarılması" idi. Ancak vatan kurtulduktan sonra sıra "rejimin modernleşmesi ve cumhuriyete" geldiğinde, bu paşaların zihniyeti eski rejim kalıplarını aşamamıştı. Atatürk onların bu durumunu suçlu olmaktan ziyade "inkılabın doğasını anlayamamak ve geride kalmak" olarak nitelendirir. Bu düşünce hakkında gerçekçi bir yüzleşme veya tartışma yaşanmamış olması da esasen 1970 lerin sonunda ortaya çıkan ılımlı islam ve islami siyasetin temelini oluşturmuş durumda ve kimse bu konuyu konuşmuyor.
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta eski silah arkadaşlarına karşı eleştirilerini kişisel bir kırgınlıktan ziyade, "inkılap azmi karşısında gösterilen tereddüt, muhafazakarlık ve gizli muhalefet" temelinde şekillendirir. Bu eleştiriler belgelere, telgraflara ve meclis tutanaklarına dayandırılır. Nutuk'ta ismi geçen kilit komutanlara yönelik yapılan spesifik eleştiriler ana hatlarıyla şöyledir: 1. Rauf Orbay’a Yönelik Eleştiriler: "Saltanat ve Hilafet Bağlılığı" Atatürk, Nutuk’ta Rauf Bey’e çok ciddi bir parantez açar. En sert eleştiriler, saltanatın kaldırılması sürecinde ve cumhuriyetin ilanından sonra yaşanmıştır. "Ben Saltanat ve Hilafet Makamına Bağlıyım" İtirafı: Atatürk, Nutuk'ta Rauf Bey ile baş başa yaptıkları bir konuşmayı aktarır. Rauf Bey'in kendisine aynen şöyle dediğini yazar: "Ben saltanat ve hilafet makamına vicdanen ve duygularımla bağlıyım... Benim babam padişahın ekmeğiyle büyüdü, o tuz ekmek hakkı benim gözlerimden çıkar, nankörlük edemem." Atatürk bu ifadeleri, Rauf Bey’in yeni rejimi ve cumhuriyeti özümseyemediğinin kanıtı olarak sunar. Cumhuriyetin İlanına Muhalefet: Cumhuriyet ilan edildiğinde İstanbul'da olan Rauf Bey, basına demeç vererek "Cumhuriyetin ilanında acele edildiğini, meclisin oldu bittiye getirildiğini" söylemişti. Atatürk, Nutuk’ta bu tavrı "milletin egemenliğine karşı gizli bir hazımsızlık" ve "kamuoyunu bulandırma çabası" olarak sertçe nitelendirir. 2. Kazım Karabekir’e Yönelik Eleştiriler: "Komutanlık Nüfuzunu Siyasete Sürme ve Acelecilik" Kazım Karabekir, askeri dehası takdir edilmekle birlikte, cumhuriyet sonrasındaki siyasi duruşu nedeniyle Nutuk'ta hedef alınan isimlerdendir. Orduyu Siyasete Karıştırma İddiası: 1924 yılında Atatürk, ordu komutanlarının aynı zamanda milletvekili olmasını yasaklayan bir kanun hazırlatmıştı (ordunun siyasetten ayrılması). Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa milletvekilliğini seçerek ordudaki görevlerinden istifa ettiler. Atatürk, bu istifaların sıradan birer istifa olmadığını, "meclis içinde ordu kökenli gizli bir blok oluşturarak hükümeti devirme planı" olduğunu iddia eder. Terakkiperver Fırka Programındaki "Dini İnançlara Saygılıyız" Maddesi: Karabekir'in kurduğu partinin programında yer alan bu madde, Atatürk tarafından Nutuk'ta en ağır eleştirilen yerlerden biridir. Atatürk bu madde için, "Bu bayrak, inkılap karşıtı ve hilafet yanlısı tüm gericileri tek bir çatı altında toplamak için sinsice tasarlanmış bir tuzaktır" der. Partinin dini istismar ederek ülkeyi tehlikeye attığını savunur. 3. Ali Fuat Cebesoy’a Yönelik Eleştiriler: "Gediz Yenilgisi ve Disiplinsizlik" Ali Fuat Paşa, Atatürk’ün en eski dostu olmasına rağmen hem askeri hem siyasi açıdan eleştirilmiştir. Askeri Eleştiri (Gediz Taarruzu): 1920 yılında Ali Fuat Paşa, Kuva-yı Milliye birlikleriyle Batı Cephesi'nde Yunanlılara karşı merkezden izinsiz bir taarruz (Gediz Taarruzu) düzenlemiş ve başarısız olmuştur. Atatürk, Nutuk'ta Ali Fuat Paşa'nın bu kararını "disiplinsizlik, sevk ve idare yetersizliği" olarak tanımlar ve düzenli orduya geçişi geciktirdiğini söyler. Bu olaydan sonra Ali Fuat Paşa görevden alınarak Moskova’ya elçi olarak gönderilmiştir. Siyasi Eleştiri: İstifalar döneminde Kazım Karabekir ile ortak hareket etmesi ve mecliste muhalefet cephesine katılması, Atatürk tarafından "kişisel hırslarını memleket menfaatinin önüne koymak" şeklinde yorumlanmıştır. 4. Refet Bele’ye Yönelik Eleştiriler: "İstanbul'da Padişah Gibi Davranma" Refet Paşa, özellikle Mudanya Ateşkesi'nden sonra TBMM temsilcisi olarak İstanbul’a gönderildiğinde takındığı tavır nedeniyle eleştirilir. "Saltanat Yanlılarına Müsamaha": Atatürk, Refet Paşa’nın İstanbul’da bulunduğu sırada Halife Abdülmecid Efendi ve eski saltanat çevreleriyle çok yakın ilişkiler kurduğunu, onlara aşırı saygılı ve protokolcü davrandığını belirtir. Nutuk’ta Refet Paşa’nın Ankara’nın emirlerini tam olarak uygulamadığını ve "İstanbul’un büyüleyici havasına kapılarak hilafeti koruma eğilimine girdiğini" yazar.
2
3
38
5,823
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta eski silah arkadaşlarına karşı eleştirilerini kişisel bir kırgınlıktan ziyade, "inkılap azmi karşısında gösterilen tereddüt, muhafazakarlık ve gizli muhalefet" temelinde şekillendirir. Bu eleştiriler belgelere, telgraflara ve meclis tutanaklarına dayandırılır. Nutuk'ta ismi geçen kilit komutanlara yönelik yapılan spesifik eleştiriler ana hatlarıyla şöyledir: 1. Rauf Orbay’a Yönelik Eleştiriler: "Saltanat ve Hilafet Bağlılığı" Atatürk, Nutuk’ta Rauf Bey’e çok ciddi bir parantez açar. En sert eleştiriler, saltanatın kaldırılması sürecinde ve cumhuriyetin ilanından sonra yaşanmıştır. "Ben Saltanat ve Hilafet Makamına Bağlıyım" İtirafı: Atatürk, Nutuk'ta Rauf Bey ile baş başa yaptıkları bir konuşmayı aktarır. Rauf Bey'in kendisine aynen şöyle dediğini yazar: "Ben saltanat ve hilafet makamına vicdanen ve duygularımla bağlıyım... Benim babam padişahın ekmeğiyle büyüdü, o tuz ekmek hakkı benim gözlerimden çıkar, nankörlük edemem." Atatürk bu ifadeleri, Rauf Bey’in yeni rejimi ve cumhuriyeti özümseyemediğinin kanıtı olarak sunar. Cumhuriyetin İlanına Muhalefet: Cumhuriyet ilan edildiğinde İstanbul'da olan Rauf Bey, basına demeç vererek "Cumhuriyetin ilanında acele edildiğini, meclisin oldu bittiye getirildiğini" söylemişti. Atatürk, Nutuk’ta bu tavrı "milletin egemenliğine karşı gizli bir hazımsızlık" ve "kamuoyunu bulandırma çabası" olarak sertçe nitelendirir. 2. Kazım Karabekir’e Yönelik Eleştiriler: "Komutanlık Nüfuzunu Siyasete Sürme ve Acelecilik" Kazım Karabekir, askeri dehası takdir edilmekle birlikte, cumhuriyet sonrasındaki siyasi duruşu nedeniyle Nutuk'ta hedef alınan isimlerdendir. Orduyu Siyasete Karıştırma İddiası: 1924 yılında Atatürk, ordu komutanlarının aynı zamanda milletvekili olmasını yasaklayan bir kanun hazırlatmıştı (ordunun siyasetten ayrılması). Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa milletvekilliğini seçerek ordudaki görevlerinden istifa ettiler. Atatürk, bu istifaların sıradan birer istifa olmadığını, "meclis içinde ordu kökenli gizli bir blok oluşturarak hükümeti devirme planı" olduğunu iddia eder. Terakkiperver Fırka Programındaki "Dini İnançlara Saygılıyız" Maddesi: Karabekir'in kurduğu partinin programında yer alan bu madde, Atatürk tarafından Nutuk'ta en ağır eleştirilen yerlerden biridir. Atatürk bu madde için, "Bu bayrak, inkılap karşıtı ve hilafet yanlısı tüm gericileri tek bir çatı altında toplamak için sinsice tasarlanmış bir tuzaktır" der. Partinin dini istismar ederek ülkeyi tehlikeye attığını savunur. 3. Ali Fuat Cebesoy’a Yönelik Eleştiriler: "Gediz Yenilgisi ve Disiplinsizlik" Ali Fuat Paşa, Atatürk’ün en eski dostu olmasına rağmen hem askeri hem siyasi açıdan eleştirilmiştir. Askeri Eleştiri (Gediz Taarruzu): 1920 yılında Ali Fuat Paşa, Kuva-yı Milliye birlikleriyle Batı Cephesi'nde Yunanlılara karşı merkezden izinsiz bir taarruz (Gediz Taarruzu) düzenlemiş ve başarısız olmuştur. Atatürk, Nutuk'ta Ali Fuat Paşa'nın bu kararını "disiplinsizlik, sevk ve idare yetersizliği" olarak tanımlar ve düzenli orduya geçişi geciktirdiğini söyler. Bu olaydan sonra Ali Fuat Paşa görevden alınarak Moskova’ya elçi olarak gönderilmiştir. Siyasi Eleştiri: İstifalar döneminde Kazım Karabekir ile ortak hareket etmesi ve mecliste muhalefet cephesine katılması, Atatürk tarafından "kişisel hırslarını memleket menfaatinin önüne koymak" şeklinde yorumlanmıştır. 4. Refet Bele’ye Yönelik Eleştiriler: "İstanbul'da Padişah Gibi Davranma" Refet Paşa, özellikle Mudanya Ateşkesi'nden sonra TBMM temsilcisi olarak İstanbul’a gönderildiğinde takındığı tavır nedeniyle eleştirilir. "Saltanat Yanlılarına Müsamaha": Atatürk, Refet Paşa’nın İstanbul’da bulunduğu sırada Halife Abdülmecid Efendi ve eski saltanat çevreleriyle çok yakın ilişkiler kurduğunu, onlara aşırı saygılı ve protokolcü davrandığını belirtir. Nutuk’ta Refet Paşa’nın Ankara’nın emirlerini tam olarak uygulamadığını ve "İstanbul’un büyüleyici havasına kapılarak hilafeti koruma eğilimine girdiğini" yazar.
Nutuğu okuyan herkes bilir ki; Nutuk, yapısal olarak üç ana döneme ayrılır: 1. Dönem: Çöküşten Direnişe (1919 - 1920) Atatürk esere "1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye (genel durum) şöyledir:" diyerek başlar. Osmanlı Devleti'nin teslimiyetçi politikasını ve ülkenin işgal altındaki durumunu özetler. • Kongreler Dönemi: Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile ulusal direnişin temellerinin atılması. • İstanbul Hükümeti ile Mücadele: İstanbul’un teslimiyetçi tutumuna karşı Anadolu’da milli bir iradenin (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) örgütlenmesi. 2. Dönem: TBMM Dönemi ve İç-Dış Savaşlar (1920 - 1923) Bu bölüm, Ankara'da yeni bir devletin filizlenmesini ve askeri zaferleri kapsar. • Meclisin Açılışı: 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ve kurucu meclis olarak çalışmaya başlaması. • İç İsyanlar: Sevr Antlaşması'nı dayatmak isteyen dış güçlerin ve İstanbul Hükümeti'nin kışkırttığı iç ayaklanmalarla (Anzavur, Kuva-yı İnzibatiye vb.) mücadele. • Düzenli Ordu ve Cepheler: Kuva-yı Milliye’den düzenli orduya geçiş. İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz ile askeri zaferin kazanılması. • Diplomatik Zaferler: Mudanya Ateşkes Antlaşması ve saltanatın kaldırılmasının ardından, yeni devletin bağımsızlık belgesi olan Lozan Barış Antlaşması. 3. Dönem: Cumhuriyet ve Devrimler Dönemi (1923 - 1927) Askeri zaferden sonra başlayan siyasi ve toplumsal inşa sürecini anlatır. Sizin de önceki sorularda bahsettiğiniz "Paşalar Grubu" ile yaşanan fikir ayrılıkları en çok bu bölümde işlenir. • Cumhuriyetin İlanı: Rejimin adının konması ve yeni devletin modernleşme adımları. • Halifeliğin Kaldırılması: Din ve devlet işlerinin ayrılması, laikleşme adımları. • Siyasi Muhalefetle Hesaplaşma: Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi isimlerin kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşu, Şeyh Said İsyanı ile olan ilişkileri ve kapatılma süreci. Atatürk bu bölümde, eski silah arkadaşlarının inkılapların hızına ayak uyduramadıklarını ve eski rejimi (saltanat/hilafet) dolaylı olarak korumaya çalıştıklarını belgelerle savunur.
1
3
1
50
11,298
Nutuğu okuyan herkes bilir ki; Nutuk, yapısal olarak üç ana döneme ayrılır: 1. Dönem: Çöküşten Direnişe (1919 - 1920) Atatürk esere "1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye (genel durum) şöyledir:" diyerek başlar. Osmanlı Devleti'nin teslimiyetçi politikasını ve ülkenin işgal altındaki durumunu özetler. • Kongreler Dönemi: Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile ulusal direnişin temellerinin atılması. • İstanbul Hükümeti ile Mücadele: İstanbul’un teslimiyetçi tutumuna karşı Anadolu’da milli bir iradenin (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) örgütlenmesi. 2. Dönem: TBMM Dönemi ve İç-Dış Savaşlar (1920 - 1923) Bu bölüm, Ankara'da yeni bir devletin filizlenmesini ve askeri zaferleri kapsar. • Meclisin Açılışı: 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ve kurucu meclis olarak çalışmaya başlaması. • İç İsyanlar: Sevr Antlaşması'nı dayatmak isteyen dış güçlerin ve İstanbul Hükümeti'nin kışkırttığı iç ayaklanmalarla (Anzavur, Kuva-yı İnzibatiye vb.) mücadele. • Düzenli Ordu ve Cepheler: Kuva-yı Milliye’den düzenli orduya geçiş. İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz ile askeri zaferin kazanılması. • Diplomatik Zaferler: Mudanya Ateşkes Antlaşması ve saltanatın kaldırılmasının ardından, yeni devletin bağımsızlık belgesi olan Lozan Barış Antlaşması. 3. Dönem: Cumhuriyet ve Devrimler Dönemi (1923 - 1927) Askeri zaferden sonra başlayan siyasi ve toplumsal inşa sürecini anlatır. Sizin de önceki sorularda bahsettiğiniz "Paşalar Grubu" ile yaşanan fikir ayrılıkları en çok bu bölümde işlenir. • Cumhuriyetin İlanı: Rejimin adının konması ve yeni devletin modernleşme adımları. • Halifeliğin Kaldırılması: Din ve devlet işlerinin ayrılması, laikleşme adımları. • Siyasi Muhalefetle Hesaplaşma: Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi isimlerin kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşu, Şeyh Said İsyanı ile olan ilişkileri ve kapatılma süreci. Atatürk bu bölümde, eski silah arkadaşlarının inkılapların hızına ayak uyduramadıklarını ve eski rejimi (saltanat/hilafet) dolaylı olarak korumaya çalıştıklarını belgelerle savunur.
Ben de dahil çoğumuz büyük bir hata yapıyoruz. 29 Ekim gibi, 23 Nisan veya 19 Mayıs gibi özel günleri hep ulu önder M. Kemal Atatürk üzerinden hatırlıyor ve anıyoruz. Hiç kimse İsmet Paşayı, Ali Fuat Paşayı veya Kazım Paşayı veya Refet Paşayı yada Cafer Tayyar Paşayı yada adını unuttuğumuz bir sürü kahramanı hep yok sayıyoruz. Yani demem o ki Milli mücadelenin Paşalar grubu cumhuriyetin ilanından sonra ve bilhassa İzmir suikastı davasından sonra siyaseten Atatürk ile ters düştüğü veya fikir ayrılığı yaşadığı için sonraki günlerde Kemalist düşünce ile yok sayılmaya başlamış veya dışlanmış. Bir kez dahi bu milli bayramlarda adını geçirmemişler ve yeni kuşaklar adlarını sadece tarih kitaplarında okumuşlar. Ne hazin bir demokrasi gelişimi olmuş.
7
1
62
14,919
Ben de dahil çoğumuz büyük bir hata yapıyoruz. 29 Ekim gibi, 23 Nisan veya 19 Mayıs gibi özel günleri hep ulu önder M. Kemal Atatürk üzerinden hatırlıyor ve anıyoruz. Hiç kimse İsmet Paşayı, Ali Fuat Paşayı veya Kazım Paşayı veya Refet Paşayı yada Cafer Tayyar Paşayı yada adını unuttuğumuz bir sürü kahramanı hep yok sayıyoruz. Yani demem o ki Milli mücadelenin Paşalar grubu cumhuriyetin ilanından sonra ve bilhassa İzmir suikastı davasından sonra siyaseten Atatürk ile ters düştüğü veya fikir ayrılığı yaşadığı için sonraki günlerde Kemalist düşünce ile yok sayılmaya başlamış veya dışlanmış. Bir kez dahi bu milli bayramlarda adını geçirmemişler ve yeni kuşaklar adlarını sadece tarih kitaplarında okumuşlar. Ne hazin bir demokrasi gelişimi olmuş.
18
8
1
163
23,951
29 Ekim Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun. Ne Mutlu Türk'üm Diyene.
4
158
5,423
Adı Hacı Kemal ama sucukta domuz eti.
Domuz eti ile üretilmiş 2,6 ton sucuğun Sakarya'nın İstiklal Caddesi'nde faaliyet gösteren Etçiler firmasına ait olduğu tespit edildi. Bakanlık dün akşam firmaya ait Hacı Kemal markalı sucuklarda domuz eti tespit edildiğini tağşiş duyuruları kapsamında kamuoyuna açıklamıştı.
6
15
138
16,539
Bak burada ne yazmışım? xitter.gq/songurulus/status/1710…
Replying to @songurulus
Songur Agbi Araplar ? Toprağını paraya satanlar? Kendi gibi olmayana her şeyi yasaklayan silahlı örgütün sivil siyasete ettiği. Velhasıl gerçek ve olan şey asla yekpare değildir. O iki halk için zannımca uygun olan şey insan hakları, hukuk ve özgürlükler temelinde birlikteliktir.
1
1
14
7,948
İşte budur. Dünden beri güzelleme yapıp duruyorlar muhalefet liderine. İkisi de aynı bok çünkü yahudi ırkı boktan bir ırk. #ÖZGÜRFİLİSTİN
Terörist devletin seçimi filan olmaz, Bir katil gider, diğeri bir katil gelir. #israil
4
3
175
13,029
Kuyumcu mal satarken bağırmaz bilir ki malı değerlidir. Bu adam her fırsatta önüne Aykut hocayı ve Volkanı katıp kendini yazıyor. Halbuki Aykut hoca demeç bile vermiyor.
Bülent Uygun: "8 ay suçsuz yere hapis yattım. Antrenman bilimi üzerine kitap yazdım. Düşmüş takımları alıp kurtardım. Fenerbahçe'ye cesur, baskıyı ve krizi yönetecek, taktisyen, realitesini ortaya koyacak lider bir teknik direktöre ihtiyaç var. Aykut Kocaman da, ben de, Volkan Demirel de bu işi yerine getirir. Ama Montella getiremez." (Tivibu Spor)
4
2
70
15,323
Hisse olarak varsa sıkıntı yok vurmak yaparsin. Para ise 2.065.000₺ ye kadar YTM tazmin eder üstü Allah Kerim
Replying to @songurulus
Abı bızım hesabımız var kurumda Para çekemıyoruz Hısse alıp satamıyoruz Fonla hiç bır alakam yok Fon hesabımda yok Listedeki hısse senedıde yok Bızım ahval ne olur Bılgın varsa paylasa bılırmısın
11
1
53
20,454