Cahit ZARİFOĞLU diyor ya ;
Dünyada hangi dağları aşmış olursan ol, aklın takılıp düştüğün taşta kalıyor.
Ne diyordu Sabahattin Ali;
İsteseler canımı vereceğim çoğu insanı hayatımdan çıkardım. Çünkü yokluklarına üzülmek, yaptıklarına üzülmekten kolay..
Herkes mutlu olduğu yere gitsin dediler, biz ortada kaldık.
Sonra oturduk akılsız başımızın cezasını ciğerlere kestik.
Onlar bizden vazgeçti, bizde ciğerlerimizden.
Şimdi kim zararda dersen, onlar giderken haysiyetini kaybetti, merhameti unuttu, şerefini harcadı…
Bir ben miyim senden gidemeyen,
Yoksa sen misin bende kalan.
Hasret midir yürekte yanan,
Yoksa AŞK mıdır yürekte kalan..
Sevimli değilim,
Yakışıklı değilim,
Eğlenceli değilim ve
Mükemmel de değilim.
Ama en azından sahte değilim.
Nereye gidersen git, kimle ne yaşarsan yaşa. Arkana dönüp baktığında, “bu beni gerçekten koşulsuz şartsız her halimle sevmişti” diyebileceğin bir geçmiş bırakıyorum sana.
Buda sana son güzelliğim olsun..!
“Senden kaçtı, çünkü seni ne kadar çok sevdiğinin farkına vardı. Senin yanında olmaya gücü yetmedi.”
Yani böyledir insan oğlu, korkar..
Çağırınca gelmeyen Azrail’i,
Herkese güneş gösterirken bana kar yağdıran Mikâil’i,
Sûr’a üflemeyen İsrafil’i,
Allah’a şikayet ettim,
Gidiyorum…
{Meczubun biri}
Varmak gibi bir gayem kalmadı zaten.
Ama isterdim ki en azından şu üzerinde olduğum yol, dizlerimin dermanının kalmadığını biraz anlasaydı..
