
Urban/contextual/impactful/slow contents | ürbanist | founding director @postaneistanbul co-founder @mekandaadalet
İstanbul
Joined July 2009
- Tweets21.2K
- Following1.4K
- Followers14K
- Likes5.7K
🇱🇧 🇯🇴 🇪🇬 🇲🇦 🇹🇳 Lübnan, Ürdün, Mısır, Fas ve Tunus’tan kültür alanında çalışan 20 misafirimiz geldi.
Öğle yemeklerinde Postane’de, bizim mekandaydılar. Kevok Ocakbaşı ve Zeze Meyhane’de akşam yemeği, bir de Karaköy Olimpiyat’ta balık ekmek/dürüm yediler.
“İstanbul’da yemeklerin iyi olduğunu biliyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk” genel yorumları oldu. Ancak bazıları gerçekten inanamadı. “Ben bugüne kadar kebap yememişim” diyen de oldu, sıcak sıcak gelen katmerden sonra “bu bugüne kadar yediğim en iyi şeydi” diyen de.
Yedirdikçe mutlu olan rahmetli babaannem gibi hissettim. 😝
Prestij caddesinde yapay zeka ile üretilmiş görsel içerik olmamalı.
Adı üstünde, o kadar yapay duruyor ki.
Bunlar İstiklal Caddesi’nden. Ancak her taraf böyle.
Buradaki durum barikatlardan daha kötü ne yazık ki.
İsveç Konsolosluğu’nun İstiklal Caddesi ile kurduğu ilişki yıllar içinde iyice koptu. Başlarda etkileyici kapısının iki yanında dükkanlar bile vardı.
Dükkanlar yıkıldıktan sonraki dönemde çitlerinden bahçesini görmek mümkündü.
Son dönemde içeriyle görsel temas tamamen kesildi. Etrafına da bu barikatlar çekildi.
Sebebi İsveç’te her fırsatta Kuran yakmaya kalkan bir arıza adamın yol açtığı güvenlik riski.
Kentlerdeki “güvenlik” uygulamaları böyledir. Bir sebeple geçici olarak devreye girer. Normalleşir. Sonra kalıcı hale gelir.
Yaşar Adanalı retweeted
Narmanlı Han’ın cephesine şu reklam ekranlarını koymuşlar. Kötü restorasyonunun üzerine tüy dikmişler.
O ekranlar kaldırılmalı!
Narmanlı Han’ın cephesine şu reklam ekranlarını koymuşlar. Kötü restorasyonunun üzerine tüy dikmişler.
O ekranlar kaldırılmalı!
Fenerbahçe Stadı’nın Kadıköy’den taşınmasının ne Kadıköy’e ne İstanbul’a bir faydası var.
Aksine şehrin hafızası ve kimliği çok şey kaybeder.
Ayrıca stadın yerine gelecek gayrimenkul projesinin, mevcuttaki maksimum haftada bir günlük yoğunluğu sürekli bir hale getirmesi de çok olası.
Bugün Perşembe Pazarı'nda Kuyumcuhan'a uğramadan önce dikkatimi hemen komşu binalardan birindeki bir hırdavatçı çekti. Tabelası, cam üstü el çizimi yazıları, doğramaları, boya badanası ve dükkân önündeki teşhiri ile özenli ve çiçek gibi bir esnaf ile karşılaştım.
Önünde dikilince içerdeki çalışanların dikkatini çekti. "Hayırdır hemşehrim" bakışlarına, "dükkânınızın cephesi ne kadar da güzel, helal olsun" diye cevap verdim. Güzel bir "eyvallah" karşılığını aldım.
Sayıları çoğalan ve ebatları büyüyen tabelalar, vitrinlerde artan dijital ekran kullanımları ve yapay zekâya çizdirilen korkunç tabela ve menülerle İstanbul'da büyük bir görüntü kirliliğine maruz kalıyoruz. Mevcut tasarım rehberlerine veya yönetmeliklere kesinlikle uyulmadığı gibi muhtemelen eldeki araçlar ve denetimler de yeterli gelmiyor.
Mevzu basit, Kazar Hırdavat gibi özenli olmalı. Reklam ve tabela ile değil, nitelikli hizmet ile öne çıkmaya çalışmalı.
Yarın Kuyumcuhan İstanbul Buluşmaları’nda @mrt_tulek moderasyonunda İBB Miras emekçilerinden @ohnearkitekt ile “Kentte Bir İyilik Hali Olarak Kültürel Miras ve Kamusal Mekan” üzerine konuşacağız.
Etkinlik öncesinde hızlıca mekanı görmek için bugün ziyaret ettim. Mis gibi olmuş. Kent çalışmaları için iyi bir kütüphane yer alıyor. İçinde Tarih Vakfı, TAÇ Vakfı ve Tarihi Kentler Birliği gibi kent aktörlerinin ofislerinin olması da kıymetli.
Kamu aktörü ve sivil toplum arasında hem mekan tahsisi hem de programlarda işbirlikleri görmek sevindirici. Ayrıca şu ortamda kültürel mirası yaşatarak korumak için de elzem. 👏
👏 İBB Miras yine İstanbul için güzel bir iş yaptı. Kuyumcuhan’ı restore ederek Şehir Araştırmaları Merkezi olarak yeniden işlevlendirdi.
Dikkatimi çeken, giriş katındaki hırdavatçı dükkânları, bu merkezi içinde bulunduğu Perşembe Pazarı’nın kent dokusu ve tarihiyle çok iyi bir şekilde ilişkilendiriyor.
Perşembe Pazarı, Bizans, Ceneviz, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine uzanan, neredeyse bin yıllık liman ve ticaret tarihinin önemli bir parçası. Burası yüzyıllardır üretimin, zanaatın ve ticaretin ana akslarından biri.
80’lerde “kentsel temizlik” yaklaşımıyla birçok tarihî yapı yıkılmış, Perşembe Pazarı esnafının Okmeydanı’ndaki PERPA Ticaret Merkezi’ne taşınması planlanmıştı. Neyse ki bu plan bütünüyle hayata geçirilmedi. Perakende ticaret yapan ve butik çözümler üreten esnaf, Perşembe Pazarı’nda varlığını sürdürdü.
Bu bölgenin kültürel mirasını “temizleme/yıkma” veya “müzeleştirme” yaklaşımı yerine yaşayan bir ticaret ve zanaat mirası olarak ele almak, farklı bir miras anlayışı ve özen gerektiriyor. Şehir Araştırmaları Merkezi bunun çok güzel bir örneği.
Tek bir yapı ölçeğindeki bu iyileştirme ve yeniden işlevlendirme bile Perşembe Pazarı’na değer katıyor; çevresindeki ticaret ekosistemini ve yaşayan kültürel mirası güçlendiriyor. Azapkapı ve Galata kıyılarındaki kamusal mekânların iyileştirilmesi ve benzer yapı ölçeğindeki müdahalelerle burası İstanbul için değer üretmeye devam edecektir.
Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullara alınmaması, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı, çalışma hakkı ve ayrımcılık yasağı açısından ciddi bir insan hakları sorunudur.
İnsan hakları evrenseldir, bir bütündür ve birbirinden ayrılamaz. Kimin hakkını savunacağımızı siyasi görüşüne, inancına, kimliğine veya coğrafyasına göre seçemeyiz.
Bu mesajın 2. paragrafı temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen tüm insanlar için geçerlidir.
Bir bir zincir markalar Galata Kuledibi’ne açılıyor. Eklenen son halka bu.
San Sabestian Cheesecake satmazlar umarım.
Taksim Meydanı’ndaki ıslak hamburgercilerden biri Coffee shop olmuş.
Ülkedeki yeme içme sektörünün dönüşümüne dair çok şey söylüyor.
Cepte dışarıda yiyecek para azalıyor, bir kahveyle vakit geçirme artıyor.
Beyoğlu’nun arka sokakları artık motorsiklet parkı. Yakında yayalar geçemeyecek.
Son beş senede trafik sorununa yeni bir katman daha ekledik. Yayalar için hayat daha zor bugün.
Eşsiz konumu (çünkü transfer merkezi) nedeniyle garanti insan trafiği olan bir lokasyonda 24 farklı sokak lezzetini tek bir işletmeci altında toplayarak sunmanın adı tekel kurmaktır. Monopoly oyununda her yere yeşil otel dikmekten pek bir farkı yok.
İstanbul’un nitelikli, yerel, köklü gıda işletmelerine yer vermek bir alternatif olabilirdi mesela. Tek bir şirket yerine 24 işletme kazanabilirdi. Kentin yeme içme kültürü için gerçekten bir şey yapılmış olurdu.
Terminal Kadıköy’de food courta gelene kadar konuşulması gereken başka meseleler var, orası ayrı.
Terminal Kadıköy
"Terminal Kadıköy’deki ‘viyadük altı’ (zamanında halk arasında ‘tren altı’ diye de adlandırılırmış), uzun yıllar boyunca kimsenin sahiplenmek istemediği bir boşluktu."
✍️ Mehmet Aksel yazdı
diken.com.tr/terminal-kadiko…
Orman alanının usulsüzce inşaata açılmasına, özel orman alanındaki %6’lık yapılaşma sınırının hukuka aykırı ruhsatlar ve ruhsata aykırı yapılarla aşılması meselesine de değinseydin keşke
Acarkent cidden ilginç bir proje
Tek parsel üzerine inşa edilmiş en büyük site (2.3 milyon m2 arsa ve 1452 villa)
Sitenin içndeki yolların toplam uzunluğu bile 66 km’yi geçiyor.
En ilginç kısmı ise 99 depreminden sonra Acarkent’te villa fiyatları 2-3 katına çıktı. Beykoz’un zemini o kadar sağlamdı ki deprem neredeyse hissedilmemişti.
































