Fuat Filizler retweeted
Döngüdeki İnsan
"Human in the Loop", Yapay Zekanın Görünmez Emeği ve Emeğin Yeniden Bileşimi
bilgimusterekleri.org/blog/d…
“Kodun Yüzde Kırkı, Kadronun Dörtte Biri” yazımıza bir okurumuz yorum bıraktı. Döngüdeki insan kavramının o yazıdaki tartışmayla ilişkisini merak ettiğini söyledi.
Biz de bunu aydınlatmak için bir yazı yazalım dedik.
Önce Özet: On Tez
“Döngüdeki insan” bir tasarım tercihi değil, bir emek ilişkisidir. Terim, makinenin yapamadığını insanın tamamladığı teknik bir düzenek gibi sunuluyor. Gerçekte bir işbölümünü, bir ücret ilişkisini ve bir sorumluluk dağılımını tarif ediyor.
Döngünün üç durağı var, her birinde farklı bir emek biçimi çalışıyor. Modelin eğitilmesinden önce veri işçisi, model çalışırken gizli müdahale işçisi, çıktıdan sonra da onay ve denetim işçisi.
Yapay zeka, işbölümünün otomasyonudur. Matteo Pasquinelli'nin gösterdiği gibi, makine zekası insan emeğinin parçalara bölünmüş örüntülerini kopyalar. Babbage ilkesi yeniden işliyor: iş parçalara ayrılıyor, her parçaya ancak gerektirdiği vasıf kadar ödeniyor.
Otomasyon fetişi bir değerleme aracıdır. “Tam otomatik” görünmek şirketin piyasa değerini yükseltir. İnsan emeğini gizlemek, ürünü olduğundan daha sihirli, şirketi de olduğundan daha değerli gösterir.
Küresel bir veri işbölümü kuruldu. En ağır ve en ucuz işler, yani travmatik içerik moderasyonu ve kitlesel etiketleme, Kenya'dan Filipinler'e, Venezuela'dan Türkiye'ye taşeronlanıyor. Değer merkezlerde birikirken bedel çevrede ödeniyor.
Emeğin bileşimi kayıyor: ucuz genelciden pahalı uzmana. Son iki yılda yükselen eğilim, doktorların, avukatların, mühendislerin, yazılımcıların kendi uzmanlıklarını modele aktarmak üzere saat başı işe alınması. Vasıflı emek, kendi yerine geçecek makineyi eğitiyor.
Parça başı ücret geri döndü. Marx'ın kapitalist üretim tarzına en uygun ücret biçimi dediği parça başı ödeme, veri işinde temel ücret biçimi haline geldi. Üstelik algoritmik denetimle birleşmiş olarak.
Denetleyen insan, sorumluluğu taşıyan insandır. Sistemin “son kararı insan verir” güvencesi, hatanın faturasını işçiye kesen bir düzeneğe dönüşebiliyor. Madeleine Clare Elish bunu “ahlaki darbe emici bölge” diye adlandırıyor.
Döngü giderek daralıyor. Şirketlerin yapay zeka kullanımında, insanı tamamlayan kullanımdan insanın yerine geçen kullanıma doğru belirgin bir kayış var. Döngüdeki insan, döngüden çıkarılmayı bekleyen insan olarak da okunmalı.
Örgütlenme başladı. İçerik moderatörlerinin küresel sendika ittifakı, Kenya'daki Veri Etiketçileri Derneği, İzmir'de Telus işçilerinin Çağrı-İş'teki mücadelesi gösteriyor ki görünmez emek görünür olmaya, görünür olan emek de örgütlenmeye başladı.
Şimdi tezleri tek tek açalım.
bilgimusterekleri.org/blog/d…
#yapayzeka #döngüdekiinsan #humanintheloop
@FilizlerFuat @fusunnebil @say_cem @erhanmeydan @cicekcizmeci @taylanbilgic
Bu kitabı 6 yıl önce yazmışım. Şuradan indirebilirsiniz: devrimciproletarya2.wordpres…
İşçi Sınıfı Sanatı: Miroslav Joseph Cerny, Acı Emek
iscisinifisanati.com.tr/miro…
Fuat Filizler retweeted
✏️ Fuat Yücel Filizler yazdı | Fransa’da sınıf savaşımları
Cenova’dan bugüne: Biriken kayıplar, geleceksizlik ve sokağın yeniden söz alışı #SendikaOrgYazıları
sendika.org/2026/10/fransada…
Yeni yazı: Fransa'da Sınıf Savaşımları
sendika.org/2026/10/fransada…
Fuat Filizler retweeted
Evrim Ağacı'nın AGI Videosundaki Felsefi Tuzak
"Ne Yapacaksın?" Sorusu Kimin Sorusu?
bilgimusterekleri.org/blog/e…
Evrim Ağacı, "Yapay Genel Zeka Geldiğinde Ne Yapacaksın?" videosunda otuz kırk yıl sonrasının işçisiz fabrikalarını anlatıyor ve izleyiciye soruyor: o dünyada senin yerin ne? Soru samimi, kaygı gerçek. Ama soru, tekno-kapitalist şirketlerin kendi geleceğimizi onların diliyle düşünmemizi istediği biçimde kurulmuş. Bu yazıda o dili ayrıntılı biçimde değerlendirip içindeki zaafları gösteriyor, yerine sınıfın dilini koyuyoruz: önce özet, sonra safsataları tek tek.
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Evrim Ağacı, 24 Ekim 2026'da yayımladığı videoda (Yapay Genel Zeka Geldiğinde Ne Yapacaksın?) bize bir sabah tarif ediyor: şehrin dışında işçisiz çalışan fabrikalar, veri merkezleri, biyoteknoloji laboratuvarları; kendi yazılımını kendi güncelleyen makineler; mutfakta yemek pişiren, musluğu tamir eden, alışverişi rafa yerleştiren robotlar. Sonra soruyor: "Senin yerin ne? Ne yapacaksın?" Resim yapacaksan makine senden iyi yapıyor; tatile çıkacaksan Mars'a bile gittin; kitap okuyacaksan yirmi bin kitabı bitirdin, peki ne işe yaradı?
Bu yazı o soruya iki düzeyde yanıt veriyor. Birinci düzeyde, videonun felsefi tuzağını gösteriyoruz: video, kapitalizmin bugünkü toplumsal ilişkilerini doğa yasası gibi sabit tutup yalnızca teknolojiyi değiştiriyor; ortaya çıkan "gelecek", aslında bugünün mülkiyet düzeninin sonsuza dek uzatılmış hâlidir. İkinci düzeyde, videodaki iddiaları tek tek ele alıyoruz; çünkü videonun gücü bütününde değil, art arda dizilmiş ve her biri "makul" görünen küçük önermelerinde.
Bunu yaparken bir şeyi baştan teslim edelim. Evrim Ağacı ekibi, Türkiye'de milyonlarca gencin düşünme biçimini etkileyen, bilimsel okuryazarlığa gerçekten emek veren bir ekip. Bu videoda da birkaç şeyi doğru görüyor: Acemoğlu'nun "yeni işler yaratılır" iyimserliğinin bu kez tutmayabileceğini; evrensel temel gelirin bir lütuf olarak sunulduğunda yeni bir kast düzeni yaratabileceğini; mülkiyet sorusunun asıl soru olduğunu. Bunlar az şey değil. Eylül'de aynı kanalın muhalefet videosu üzerine yazdığımız gibi (Evrim Ağacı'nın Sorusuna Sınıfın Yanıtı), bu içerikleri düşman değil muhatap olarak ele alıyoruz. Doğru gözlemi teslim edeceğiz, doğallaştırmayı göstereceğiz, sınıfı geri koyacağız.
Özet: Videonun Tezi ve Bizim Yanıtımız
Videonun omurgası şu: yapay genel zeka (AGI), tekerlek, dokuma tezgâhı ya da traktör gibi kas gücünü değil, insan zihnini bütünüyle ikame edebilecek ilk araçtır. Bu yüzden Acemoğlu ve Restrepo'nun "yerinden etme / geri yerleştirme" dengesi çöker; kaçılacak yeni beceri kalmaz. Emek geliri yok olur. Geriye mülkiyet sorusu kalır: üretim araçlarının tapusu kimde olacak? Üç seçenek var: Altman, Amodei, Musk gibi "efendilerin" özel mülkiyeti ve yaşamaya yetecek bir evrensel temel gelirle beslenen kast düzeni; ağır vergiler ve kamu servet fonlarıyla "yamalı" bir sosyal demokrasi; ya da Marx'ın hayal ettiğine yakın, bolluğun emek katkısına endekslenmeden dağıtıldığı bir düzen. Mülkiyet çözülse bile iş "psikolojik" bir ihtiyaçtır; işsiz insan anlamını yitirir; cennet bile sıkıcıdır. İnsanlık bu gerçeği kabul etmek için yasın beş aşamasından geçecektir ve henüz "inkâr" aşamasındadır.
Bizim yanıtımız şu dokuz başlıkta özetlenebilir; ayrıntıları aşağıda tek tek açıyoruz.
Birincisi, videonun "işçisiz fabrika" sahnesi kapitalizmin kendi mantığında imkânsızdır. Marx'ın yüz altmış yıl önce gösterdiği gibi, makine değer yaratmaz; yalnızca içinde kristalleşmiş geçmiş emeğin değerini ürüne aktarır. Kârın tek kaynağı canlı emeğin ödenmemiş kısmıdır. Emeği bütünüyle devreden çıkaran bir sermaye, kârını da devreden çıkarır. O yüzden önümüzde iki yol vardır: ya kapitalizm sürer ve "tam otomasyon" hiç gelmez, emek ucuzlatılmış, gözetlenmiş ve görünmez kılınmış olarak kalır; ya da üretim gerçekten toplumsallaşır ve o zaman kapitalizm kalmaz. Videonun anlattığı üçüncü durum, yani kapitalizmin işçisiz sürmesi, bir gelecek senaryosu değil, bir mantık hatasıdır.
İkincisi, "ne yapacaksın?" sorusunun kendisi kapitalist iş etiğinin içselleştirilmiş hâlidir. İnsanı yalnızca piyasaya sattığı emekle tanımlayan bir toplumda yetiştik; o yüzden emek satılamaz hâle gelince "insan biter" sanıyoruz. Oysa Marx için zenginliğin gerçek ölçüsü emek zamanı değil, boş zamandır. İnsanın yerinin "iş" olduğunu söyleyen, Marx değil, patrondur.
Üçüncüsü, video sermaye şirketlerinin kendi beyanlarını bilimsel veri yerine koyuyor. "Claude kendi kodunun yüzde doksanını yazıyor", "OpenAI 719 matematik makalesi yayımladı", "Fields madalyalı matematikçi ağladı" türünden ifadeler, pazarlama departmanlarının ve değerleme turlarının diliyle sahneye çıkıyor; videonun başka konularda titizlikle uyguladığı bilimsel şüphecilik burada askıya alınıyor. Oysa aynı matematik makalelerinin yarısı doğrulanmadan yayımlanmış, üçü ilk gün geri çekilmiş, yirmi sekiz Fields madalyalı matematikçi bu yöntemi "ciddi bir hizasızlık" diye kınamıştır.
Dördüncüsü, video kas gücü ile zihin gücünü ayırıp "bu kez farklı" diyor. Kafa emeğinin makineleştirilmesi 1830'larda Babbage'la başladı, Taylorizm'le fabrikaya, 1970'lerde Braverman'ın gösterdiği gibi büroya girdi. Bugün olan şey nitelik değil ölçek değişimidir. Asıl ayrım kas/zihin değil, üretim aracının kimin elinde olduğudur; videonun kendisi de en sonunda bunu söylüyor, ama oraya varmak için gereksiz bir "tür" tartışmasından geçiyor.
Beşincisi, video geleceğin sahiplerini isim isim sayıyor ve onlara "efendi", "lord" diyor. Bu, Eylül'de reddettiğimiz tekno-feodalizm dilidir. Altman ve Amodei lord değildir; arkasında BlackRock, Vanguard, SoftBank, Körfez fonları duran anonim şirketlerin yöneticileridir. İsimleri saymak kişiselleştirir; sınıfı söylemek örgütler.
Altıncısı, video evrensel temel geliri doğru teşhis edip yanlış yere koyuyor. Kast tehlikesini görüyor; ama bu tehlikenin karşısına yalnızca "demokratik kurumların gücü"nü çıkarıyor ve o kurumları kimin ayakta tutacağını söylemiyor. Tarihte sosyal hakların hiçbiri sermayenin vicdanından gelmedi; örgütlü sınıfın gücünden ve Ekim'in korkusundan geldi.
Yedincisi, video Marx'ı Jacques Fresco'nun Venüs Projesi'yle aynı rafa koyup "detayları çözülmemiş bir ütopya" diyor. Oysa Marx'ın söylediği şey bir ütopya değil, bir çelişkinin adıdır: üretici güçler toplumsallaştı, mülkiyet özel kaldı. Bu çelişkinin nasıl çözüleceğine dair bir yüzyıllık, zaferleriyle ve yenilgileriyle incelenebilir bir deneyim var. Deneyimi anmadan "detaylar belirsiz" demek, ütopyacılığın kendisidir.
Sekizincisi, videonun "psikolojik" bölümü, işi yabancılaşmış emekle karıştırıyor. Öz-belirleme kuramının saydığı üç ihtiyaç, özerklik, yetkinlik ve ilişkililik, kapitalist işte zaten karşılanmıyor; videonun kendisi bunu söylüyor. O hâlde korunması gereken "iş" değil, insanın kendi etkinliği üzerindeki denetimidir. "Cennet paradoksu" ise insan ihtiyacını tarihsiz bir doğa sabiti sayan evrimsel-psikolojik bir indirgemedir; en sağlam deneysel çürütmesi bugünün milyarderleridir: her şeye sahipler ve doymuyorlar.
Dokuzuncusu, yasın beş aşaması bir toplumsal mücadele kuramı değildir; insan davranışı alanında bile deneysel desteği zayıf, klinik bir şemadır. Toplumun yapay zeka karşısındaki tutumunu "inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabul" diye sıralamak, direnişi patolojikleştirir ve "kabul"ü tek sağlıklı son durak yapar. Kurye robotunu tekmeleyen işçi öfke aşamasında bir hasta değildir; mülkiyet sorusuna bedeniyle yanıt veren bir yurttaştır. Bizim son durağımız kabul değil, örgütlenmedir.
Bir de onuncu nokta var ve bu, videonun içeriğinden çok kaynağına dair: Evrim Ağacı'nın kendisi sınıfsal olarak nerede duruyor? Okurlarının desteğiyle yaşayan, bilimsel okuryazarlığa yıllarını vermiş bir ekip, yapay zeka konusunda neden şirketlerin anlatısına bu kadar yakın düşüyor? Yazının sonunda bu soruyu açıyor ve Çağrı Mert Bakırcı'ya, polemik için değil, ortak bir iş için açık bir çağrı yapıyoruz.
Bu noktaları toplarsak: video, tekno-kapitalin kendi geleceğimizi onun diliyle düşünmemizi isteyen anlatısına, iyi niyetle ve eleştirel kaygıyla, ama en sonunda teslim oluyor. Çünkü anlatının ön varsayımını, yani AGI'nin sermayenin elinde ve sermayenin takvimiyle geleceğini, veri olarak alıyor. Biz o ön varsayımı tartışmaya açıyoruz. Gelecek bir hava durumu değildir; kimin yaptığına bağlıdır.
Şimdi ayrıntılara geçelim.
bilgimusterekleri.org/blog/e…
#yapayzeka #evrimagacı #AGI
@evrimagaci @cagrimbakirci @BebarBilim @Cengiz_Caliskan @fusunnebil @say_cem @cicekcizmeci @rmncr @erhanmeydan @ozansihay @arif_kosar @DiyarSaracoglu @OzgurNarin2 @FilizlerFuat @bilisimsenorg @TMMOB_BMO @oydorgtr @lkdtr
Fuat Filizler retweeted
This video is even better. I swear to god the Albanian protesters are actually wizards casting firework spells at the police! All power to the Albanian people.
Paris'te lüks Champs-Elysees caddesindeki sermaye markaları yarınki eylemlere karşı zırhlara bürünüyor?
Bir madenci katliamı daha. Zonguldak Gelik. 3 işçi yaşamını yitirdi. Yine özel madencilik şirketi, yine rödevans.
Fransa'da 24 Ekim eylemi, ilk kez cumhurbaşkanı düzeyinde yasaklandı. Devletin izin verdiği güzargah dışındaki her türlü eylem yasaklanıyor. Fransa'da dünden beri bu yasak ve dayatmalara, askerin sokağa indirilmesine karşı tepkiler infial düzeyinde. +
Fuat Filizler retweeted
fransa'da büyük eylemlilik günü 24 ekim için şuana kadar açıklanan yasaklar:
-paris'te sendikalara izin verilen alanlar hariç gösteri/yürüyüş yasağı. sokaklarda çöp konteynırı bulundurma yasağı. akşam 23, sabah 6 arası belirli meydanlarda sokağa çıkma yasağı
-marsilya'da şehrin tümünde gösteri yasağı ve toplu ulaşımın tamamen durdurulması, gece 11'den sonra sokağa çıkma yasağı.
-montpellier'de 18 yaşın altındakilerin refakatsiz sokağa çıkma yasağı, tüm şehirde gösteri ve toplu ulaşım yasağı.
-le havre, le mans, toulon, st.etienne gibi görece büyük şehirlerde tüm gösteriler ve yürüyüşlere yasak, yüz koruyucu-tıbbi maske gibi bazı eşyaların taşınmasının yasaklanması
olası yeni yasaklar: şehirlerin tamamında sokağa çıkma yasağı, OHAL, sosyal medya yasağı, yağmacıların bazı vatandaşlık haklarının ellerinden alınması( oy verme vb.)
İşçi Sınıfı Sanatı: Endre Domanovszky
iscisinifisanati.com.tr/endr…
Fuat Filizler retweeted
Minyatür İşçi: Fransa, İsyan. Geleceğe Dönüş
minyaturiscikompozisyonlari.…
Minyatür İşçi: Fransa, İsyan. Geleceğe Dönüş
minyaturiscikompozisyonlari.…

















