Pinned Tweet
Benim Duruşum
✓Manifestom✓
–İttifak hesaplarınıza da, köhne ezberlerinize de teslim olmuyorum. Siyaset ile politikayı dahi ayırt edemeyen aciz zihniyetlerinize inat; çizgim de, duruşum da net.
–Desteklediğim tek bir lider var, [ @RTErdogan ] Recep Tayyip Erdoğan. Yarın bir gün liyakatli, adam gibi bir aday çıkarsa tabii ki oy veririm ama çıkmadığı takdirde oyumu vereceğim tek adres ( @HurDavaPartisi ) Hür Dava Partisi'dir.
–Psikolojik baskıyla insanları sindirmeye çalışan, öğrenilmiş çaresizliklerini bu millete pazarlayan ne idüğü belirsiz yaratıklardan ve onların faşizan kafasından nefret ediyorum. Öyle ki, bu faşist baskılara karşı refleks olarak içimdeki en sert, en tavizsiz duygular depreşiyor.
—Canım Reisim’in yani Erdoğan’ın dediği gibi, her türlü ırkçı, ayrımcı milliyetçilik benim ayaklarımın altındadır.—
İnsanların birbirine üstünlüğü yoktur.
–Bu durum Hucurât Suresi 13. ayette ("Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır")
ve Veda Haccı’ndaki hadiste ("Arap’ın Arap olmayana, beyazın siyaha takva dışında hiçbir üstünlüğü yoktur") açıkça sabittir.
–Bunun aksine konuşan, Kur’an’a ve İslam’a zıt düşen kim olursa olsun zırvalıyordur ve benim nazarımda yok hükmündedir.
–Sadece Allahu Teala "La yüs'el"dir, yani sorulamaz ve hesaba çekilemezdir. Onun dışındaki herkesi sorgulamaya, araştırmaya ve eleştirmeye hakkım da var, haddim de. "Lidere biat esastır, sorgulanamaz" diyen o akıllarını ipotek etmiş zırto ve köhne mantık bugün eriyor, tarihin utanç sayfalarına gömülmeye de mahkûmdur, bundan zerre-i miskal şüphem yok.
–Şimdi soruyorum size,Sizinle aynı fikirde olmamam sizi neden bu kadar rahatsız ediyor, neden gocunuyorsunuz? Kendi partilerinize, liderlerinize, ideallerinize güvenmiyor musunuz ki sıkışınca hemen "Yok FETÖ'cü, yok ÇETÖ'cü" gibi aptalca ,ahlaksızca, namussuzca ve çirkin söylemlerin arkasına sığınıyorsunuz?
–Dileyen takipten çıkabilir, hakaret etmeden antitezle gelen herkesi saygıyla dinlerim. Ama havanda su döven, sırf muhalif olmak için çene çalanları asla ciddiye almam.
»BUDA BÖYLE BİLİNE«
—Safa Akdağ—
#GazaGenocide / TümFonlara / Tasfiye / Paramızı / Yürüyüşe BiberGazlıMüdahale / #saldırı / Apoya /
🤖 Made with AI
Otuz yıllık o zifiri karanlığın, o taştan bile ah ettiren Ermeni işğalının ardından, Türkiye’nin kıyam gibi arkada duran o sarsılmaz kardeşliği ve toprağa düşen her bir şehidimizin mübarek kanıyla özgürlüğüne uyanan can Şuşa…
Şuşa yetim kalmış duaların, seccadesini gözyaşıyla ıslatan anaların ve ilahi adaletin tecelli ettiği o kutlu secdegâhtır. O işğal yıllarında çiğnenen şey sadece toprak değildi,çiğnenen, Allah’ın insana lütfettiği o aziz onur, o masum candı. Şehitlerimizin feda ettiği her beden, kökü göklerde olan bir merhamet ağacının can suyu oldu. Halk olarak Türkiye ve Azerbaycan’ın o tek yürek atan kardeşliği ise, ezilen, hor görülen, hakkı gaspedilen her insan için yeryüzüne inmiş ilahi bir adalet tebessümüdür. Şuşa’nın minarelerinden yükselen o ezan, taş duvarlara değil, insanlığın pas tutmuş vicdanına kazınan bir merhamet muştusudur.
Biz kinin, nefretin değil, yaradılanı Yaradan’dan öte seven o katıksız İslam inanç ve ilahi hakikatin yanındayız.
Şehitlerin mübarek ruhlarıyla mayalanan bu özgürlük, yeryüzünde hakkın ve insan onurunun hiçbir zorbalığa teslim olmayacağının en canlı kanıtıdır.
Safa Akdağ
Otuz illik o zifiri qaranlığın, o daşdan belə ah etdirən Erməni işğalından sonra Türkiyənin qiyam kimi arxada duran o sarsılmaz qardaşlığı və torpağa düşən hər bir şəhidimizin mübarək qanı ilə azadlığına oyanan can Şuşa…
Burası sadəcə xəritədə bir nöqtə deyil; yetim qalmış duaların, səccadəsini göz yaşı ilə isladan anaların və ilahi ədalətin təcəlli etdiyi o qutlu səcdəgahdır. O işğal illərində taptalanan şey sadəcə torpaq deyildi taptalanan, Allahın insana lütf etdiyi o əziz onur, o məsum candır. Şəhidlərimizin fəda etdiyi hər bədən, kökü göylərdə olan bir mərhəmət ağacının can suyu oldu. Türkiyə və Azərbaycanın o tək ürək atan qardaşlığı isə, əzilən, hor görülən, haqqı gasp edilən hər insan üçün yer üzünə enmiş ilahi bir ədalət təbəssümüdür. Şuşanın minarələrindən yüksələn o ilk azan, sadəcə daş divarlara deyil, bəşəriyyətin pas tutmuş vicdanına kazınan bir mərhəmət müştüsüdür.
Biz kinin, nifrətin deyil yaradılanı Yaradandan ötrü sevən o qatqısız hümanizmin və ilahi həqiqətin yanındayıq. Şəhidlərin mübarək ruhları ilə mayalanan bu azadlıq, yer üzündə haqqın və insan ləyaqətinin heç bir zorbalığa təslim olmayacağının ən canlı sübutudur.
Safa Akdağ
Tarihsel yüzleşme ya da en masum eleştirel akıl bile bu kanun kalkanıyla anında suç ilan ediliyor, insanlar sırf arşiv belgelerini masaya yatırdıkları için mahkeme koridorlarında sürüklenip cezalarla susturulmaya çalışılıyor.
İşin en tehlikeli boyutu şu! "Milliyetçilik" kisvesi altında pompalanan o kavmiyetçilik sarhoşluğu, bu toprakların en büyük zehridir. Farklı etnik kökenleri ve inançları tek bir kalıba sokmaya çalışırken toplumu bölen, parçalayan, psikolojik baskıyla hizaya getiren tam da bu tepeden inmeci akıldır. Hukuku kendi ideolojilerinin arka bahçesi yapanlar, Kemalizm adı altında her türlü anti-kemalist düşünceyi yok etmek istiyorlar.
Bunu somut örneklerle görelim ¡
Necip Fazıl Kısakürek—Rejimin resmi tarihine getirdiği eleştiriler yüzünden ömrü mahkeme salonlarında ve hapislerde tüketildi, 5816 ile düşünsel infaza mahkûm edildi.
1944 Irkçılık-Turancılık Davası— Nihal Atsız ve dava arkadaşlarının tabutluklarda maruz kaldığı insanlık dışı işkenceler ve psikolojik baskılar, resmi ideolojinin dışındakilere uygulanan devlet terörünün somutudur.
Düşünce Yargılamaları—Aydınların ve yazarların muğlak maddelerle mahkemelerde süründürülmesi, bu ülkenin hafızasının nasıl budandığının kanıtıdır.
Biz hakaretten yana değil, katıksız bir şekilde hakikatten yanayız. Bu coğrafya korkuyla değil, ancak cesur ve insani bir yüzleşmeyle nefes alacaktır.
Safa Akdağ
Biz insana hürmeti, ruhun inceliğini ve hakikatin izini sürmeyi bilmek zorundayız.
Bakın, "Abdülhamid Han sigara içerdi, ağzından düşürmezdi" derler. Doğrudur. o da bir insandı, o ağır kederin, o bitmek bilmeyen devlet gailelerinin ortasında dumanla bir an olsun nefes alırdı. Vahideddin Han da öyleydi. Rahmetli Dede Paşa hazretlerinin o kadar zarif, o kadar insanı incitmeyen bir hikmeti vardır ki bu hususta; derdi ki,
"Bazen laf anlamayan, gönül yoran biriyle karşılaştığında yak bir sigara... O seni kendi dünyasında meşgul farz etsin, sen de tek bir kalbi kırmadan, kimseyi incitmeden oradan sessizce uzaklaş."
Ne derin bir incelik, değil mi?
Sigara elbette özünde mekruhtur, bir insanın kendine, sağlığına, evladının rızkına zarar vermediği sürece o kişinin maneviyatına, evliyaullah oluşuna asla helel getirmez. O, manen de maddeten de bu toprakların yetiştirdiği en büyük, en yüce şahsiyetlerden biridir.
Ama kalkıp da o Beylerbeyi Sarayı’nın hüzünlü tecrit yıllarında, bir odada sessizce Rabbine sığınan bir zâta "rum içerdi" demek...
İşte bu, sarsıcı bir vefasızlık, külliyen bir yalandır. Vefat ettiğinde henüz altı yaşında bir çocuk olan, yanına dahi yaklaşması imkânsız bir şehzadenin arkasına sığınarak bu iftirayı atanlar, aslında o büyük ruhun zarafetini kavrayamayanlardır.
Onun dişini tırnağına takarak, gözü gibi sakınarak muhafaza ettiği o kutsal emaneti, maalesef sonra gelenler anlayamadı,koca devleti bir anda viraneye çevirip bıraktılar. Bizim görevimiz, tarihe de insana da hamasetle değil, o büyük vicdan ve insanlık penceresinden, aşkla ve hakikatle bakabilmektir.
Rıza Tevfik bölükbaşı'nın sözleri ile yazımı sonlandırıyorum,
Nerdesin sevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryâdım varır mı bârigâhina?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Su nankör milletin bak günâhına.
Tahkîre yeltenen tâc ü tahtını
Denedi bu millet kara bahtını
Sınadı sillenin nerm ve sathını
Rahmet et sultanım suz-i âhına.
Târihler ismini andıgı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına!
Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!
Hoş oldu cilvesi Cumhuriyetin,
Tadı kalmamıştı meşrutiyetin,
Deccal’a dil çalan öyle milletin,
Bundan başka çare yok islahına.
Rabbim Abdülhamid han hazretleri’nin ruhunu şad olmasını diliyorum. Allah bizleri onun yüksek şefaatine nail eylesin.
Safa Akdağ
#tutuklandı / İmamoğlu / #MasterChefTürkiye / Fatma Betül / Günaydın Dilek / Resmi Gazete'de / #saldırı
Bunca yıldır "modernleşme" ve "inkılap" masallarıyla uyutulduk da bu Cumhuriyet döneminde tepeden inmeci bir zihniyetle hayatımıza sokulanların gerçek yüzünü ne zaman konuşacağız?
Hadi hukuku geçtik! ya diğerleri?
•Kılık kıyafet devrimiyle bin yıllık medeniyetimizin izleri sokaklarda süngü zoruyla kazınmadı mı? İnsanların ne giyeceğine, başını nasıl örteceğine, hangi serpuşu takacağına zihniyetçiler karar vermedi mi?
•Kadın hakları dediler ama kadını özgürleştirmek yerine Batı’nın kopyası kalıplara hapsettiler, bu toprağın kadınının iffetini, haysiyetini ve aile içindeki mutena yerini hırpaladılar.
•Harf devrimiyle bir gecede bu milleti okur-yazar değil, kendi dedesinin mezar taşını okuyamayacak kadar tarihinden ve geçmişinden kopuk bir mankurt haline getirmediler mi?
Şimdi açık ve net soruyorum=Kendi bin yıllık kültürünü, inancını, kılık kıyafetini ve hafızasını "gerilik" ilan edip, Batı’nın ne kadar hınzır, ideolojik ve dayatma kalıbı varsa bu millete zorla giydirenler bu halka en büyük ihaneti yapmadı mı?
Kökü dışarıda devrimlerle, ithal zihniyetlerle bu millete huzur geleceğini zannedenler daha ne kadar bu gerçeği saklayacak? Neden bu toprağın özüne, ruhuna ve inancına uygun bir hayat, bir medeniyet inşa edilmesine izin verilmedi?
Varmı Bir fikriniz ?
Müslüman bir ülkede Peygamber Efendimizi savunduğumuz için yargılanacaksak biz kimiz?
Nasıl ki mevcut koruma yasaları örnek (5∞16) varsa, bu milletin en mukaddes değeri için de acilen "Peygamberimizi Koruma Kanunu" istiyoruz.
Vicdan bunu emreder!
#AlperKaanAykutYalnızDeğildir
@RTErdogan @abakingurlek
@adalet_bakanlik
Kıymetli CB @RTErdogan,
Bizler, Müslüman bir Ülkede Peygamber Efendimizi savunduğumuz için sürekli yargılanacaksak BİZ KİMİZ ???
Nasıl ki 5816 var, Bizler de Peygamberimizi Koruma Kanunu istiyoruz.
@abakingurlek @mustafaciftcitr
#AlperKaanAykutYalnızDeğildir
KAFKASYA’DA ADALET VE !!!!
Bakın, vicdan sahibi her insanın içini kanatan, insanlığımızı sorgulatan bir durumla karşı karşıyayız.
Mesele canımız, kardeşimiz Azerbaycan🇦🇿 halkı değil, mesele Bakü’deki o soğuk, kurak devlet mekanizmasının ve insanı unutan dış politika savrukluğunun ta kendisidir.
✓Cumhurbaşkanı @azpresident liderliğindeki yönetimin, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Dış Politika Danışmanı @HikmetHajiyev gibi isimlerin elinde şekillenen bu savruk bürokrasi, ne yazık ki insanı ve ahlakı denklemin dışına itiyor.
✓ İsrail Başbakanı 🕎 Binyamin @netanyahu ve Cumhurbaşkanı @Isaac_Herzog yönetimiyle kurulan o hesapsız, soğuk askeri ve istihbarat ilişkilerine bir bakın...
✓Gazze’de🇵🇸 masum sabiler, anneler, gencecik bedenler diri diri yakılırken, Ceyhan üzerinden akan petrolün ve Tel Aviv’le yapılan gizli kapaklı anlaşmaların bir "stratejik başarı" gibi sunulması vicdanın katledilmesidir. İnsanın yaşam hakkını gözetmeyen bir diplomasi, diplomasi değil , kaskatı bir bürokratik duyarsızlıktır.
✓Karabağ’da o canlar toprağa düşerken, masumların hakkı savunulurken arkadaki o hayati dayanışmayı, 🇹🇷Türk ordusunun, SİHA’ların ve Cumhurbaşkanı @RTErdogan ’ın duruşunu sırf iktidar kibriyle gölgelemeye çalışmak tarihsel bir kadir bilmezliktir.
✓Hikmet Hacıyev ve ekibinin Washington ile Tel Aviv koridorlarında aradığı sahte güvenlik kalkanları, günün sonunda o coğrafyayı büyük bir yalnızlığa itecek.
✓Türkiye, bu coğrafyada sadece bir güç değil, adalet ve merhametin sigortası olan asli bir dayanaktır.
Kardeşlik hukuku ve insan onuru, üç beş bürokratın, şahsi ikbal hesaplarının ve vicdansız diplomasilerin esiri edilemez.
Nokta........
Safa Akdağ
#GözlükChallenge / Deniz Baysal / İstanbul 2 / Milli / #BankArtit
Bakın, insanın içini acıtan, vicdanını sızlatan öyle şeyler yaşanıyor ki bu ülkede...
✓ Ağrı’da mahkemeye tanık olarak çıkan Cevdet Aydemir, sadece kalbinin ve inancının gereği olarak, kanundaki klasik yemin metnini reddedip "Yalnızca Allah adına yemin ederim" diyor. Gidip bu insanı üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırıp cezaevine atıyorlar!
✓ Sonra ne zaman ki vicdan sahibi insanlar ses yükseltiyor, sosyal medya ayağa kalkıyor, apar topar serbest bırakmak zorunda kalıyorlar. Şimdi insanın içinden taşıyor da soruyor: Bu güzelim ülkede adalet neden saraylarda, salonlarda değil de hep sosyal vicdanın sesleriyle, sokaktan tecelli ediyor?
✓ Gür sesle, en derinlerden haykırmak geliyor insanın içinden, hani adalet mülkün temeliydi, hani insan onuru en yüce değerdi? Bu mekanizmanın çarkları mazlumu ezip geçmek için mi kuruldu?
✓ Tavizsiz bir hakikat arayışıyla soruyorum, nerede o kadim adalet, nerede o insani hakkaniyet? mesele sadece kâğıt üstünde unvan
Hakim olmak, savcı olmak sadece sırtına o cübbeyi geçirmekle bitmiyor!
✓ o cübbenin altında kaskatı bir bürokrasi değil, atan bir yürek, insan sevgisi, vicdan, ahlak ve hakikat inancı olacak. İnsanı insan yapan değerler ayaklar altına alınırken, merhamet maslahata kurban ediliyor. Ama biz insanlığımızdan, adalete olan inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Safa Akdağ
#EmekliyeAyrımsızHak / Özgür Özel / Recep Tayyip Erdoğan / Rabbim / Cumhurbaşkanı / Ferdi / İsmail Saymaz / #CevdetYilmazPusulailiskisi
Sonuna kadar İzleyin !
Bakın, işin en trajikomik tarafı da bu zaten. Ortada Cennet Mekan Alparslan Türkeş’in, "Osmanlı'yı İttihat ve Terakki Partisi yıktı" tespiti gibi tarihi ve net bir sözü var. Türkeş o gün o tespiti yaparken ne kadar haklıysa, bugün o mirası sahiplendiğini iddia eden bugünkü milliyetçi tayfa da bir o kadar zavallı bir durumda.
Kusura bakmayın ama bugünkü milliyetçi kesimin hâli, tabiri caizse tam anlamıyla "Rafadan Tayfa" macerasına döndü. Çocuk parkında oynaşan, her rüzgara savrulan, derinlikten bihaber, günü kurtarmaya çalışan bir çizgi film ekibine benzediler. Büyük ideallerin, koca bir tarih bilincinin arkasına sığınıp günübirlik sloganlarla siyaset yapıyorsunuz.
Cenet Mekan Türkeş’in o tarihi uyarılarını dilinizden düşürmezsiniz ama iş gerçekten o büyük mirası taşımaya, olayları akılla ve vizyonla tahlil etmeye geldiğinde koca bir hiçle karşılaşıyoruz. Bırakın bu çocuksu, sığ ve günübirlik masalları, çünkü gerçekler sizin o Twitter x deki kahramanlık dünyanızdan çok daha acı ve ağır.
Unutmayın eski Ülkücüler bedel ödeyip Cevaplar çekti, şimdikiler ise sadece Sefasını sürüyorlar. NOKTA...
Safa Akdağ
#GMMTV / Hilal Mete / Milli Takım / Antalya'da /
Bu ülkenin pasaportunu cebinde taşıyıp, masum insanları ateşe veren bir orduya katılanların, bu toprakların huzuruna elini kolunu sallayarak dönmesine izin veremeyiz.
Gazze’de diri diri yakılan o masumların çığlığı vicdanlarımızda yankılanmaya devam ederken, soykırıma ortak olan kim varsa bu hukuktan kaçamamalıdır.
Çifte vatandaşlık kalkanının arkasına sığınarak insanlık suçu işleyenlerin bu ülkeye dönüşte yargılanması ve vatandaşlık haklarının derhal sonlandırılması bir lütuf değil, açık bir zorunluluktur..
Çifte Vatandaş olup da İsrail ordusunda askerlik yapan, İsrailin savaş ve soykırım suçuna iştirak eden kişilerin ülkeye dönüşte savaş ve soykırım suçuyla yargılanmasını , vatandaşlık haklarının sonlandırılmasını talep ediyorum!
Bunu Gazze'de yakılarak şehit edilen masumlara borçlusunuz! @RTErdogan @NumanKurtulmus
@TBMMresmi @TBMMGenelKurulu
Milyonlarca Emeklinin gözü kulağı Ankara’da!
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve TBMM hattında mekik dokuyan rakamlara kilitlenmiş durumda. Yaşam mücadelesi veren, mutfaktaki yangınla boğuşan insanlara sürekli "Sabredin, masadayız" deniyor.
✓Peki o masada gerçekten ne var? Rakamlar ne söylüyor, emeklinin eline tam olarak ne geçecek? Sansürsüz, lafı dolandırmadan ve tüm olasılıkları rakamlarıyla masaya yatırarak anlatayım !
✓TÜİK’in açıkladığı 4 aylık enflasyon verileriyle SSK ve Bağ-Kur emeklileri için %8,28 - %8,29 civarında bir artış zaten cebe girdi bile. Yılın son iki verisi olan Kasım ve Aralık da eklendiğinde 6 aylık enflasyon beklentisi %10,5 - %11 bandında şekilleniyor. Bugünü ele aldığımızda, 23.552 TL olan en düşük emekli aylığını hiç ekstra bir refah payı vermeden sadece bu enflasyon oranıyla çarparsanız, karşınıza çıkacak rakam 26.000 TL - 26.100 TL seviyelerinde kalıyor.
✓Yani hükümet kanunu Meclis’ten geçirip taban maaş için hiçbir ek adım atmazsa, en düşük aylığın düşeceği en alt taban 26.000 TL'dir. Tabii burada ekonomi yönetiminin söylemleri devreye giriyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bütçe komisyonunda kulisleri hareketlendiren sinyali verdi ve herkese tek tip değil, prim ödeme gün sayısı ile yaşa göre kademeli bir model üzerinde durulduğunu açıkça belirtti.
✓Masada konuşulan senaryolara baktığımızda ilk seçenek; enflasyon zammının üzerine 5 ila 10 puanlık bir refah payı eklenmesi. Böyle bir adımla zam oranı %15 ila %20 bandına taşınırsa, en düşük emekli maaşı 27.200 TL ile 28.500 TL seviyesine ulaşıyor. Bir diğer güçlü seçenek ise Meclis kulislerinde AK Parti kaynaklarına dayandırılan ve tabandaki uçurumu kapatmayı hedefleyen seyyanen zam modeli.
✓Kök maaşlara enflasyon uygulandıktan sonra taban maaşa 10.000 TL ile 15.000 TL arasında doğrudan bir dokunuş yapılması durumunda en düşük emekli maaşı 30.000 TL ile 33.500 TL aralığına fırlıyor.
✓Bunların yanında, özellikle en düşük grupta kalan emeklilere maaş zammından ziyade gıda, yakıt ve kira desteği adı altında ek bir sosyal ödeme bütçelenmesi de alternatif olarak duruyor.
Sürecin takvimi de son derece net!
Şu an Meclis bütçe maratonunda ve bu görüşmeler tamamlandıktan sonra, Aralık ayı içerisinde emekli maaşlarını düzenleyen kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelecek. Velhasıl -ı Kelam yasal zorunluluktan kaynaklanan alt sınır 26.000 TL civarındayken, siyasi iktidarın ve ekonomi yönetiminin uzlaşması beklenen makul kulis beklentisi 27.500 TL ile 30.000 TL bandında düğümleniyor.
Sizin bir fikriniz varmı mübarekler ?
Safa Akdağ
#YılSer / Hilal Mete / Salih Özcan / Milli Takım / Antalya'da / #EmekliyeAyrımsızHak /
Mehmet Şimşek / Nene Hatun
Teşekkür etmeyi, özür dilemeyi, memnun olmayı, tatlı dilli konuşmayı, anlayışlı davranmayı beceremeyen→ ürettiğiniz tezleri mantıklı antitezlerle çürütemeyip ısrarla sizi yaftalamaya çalışan insanlardan uzak durun.
✓Hastalıklı benlikleriyle ruhunuzu çürütmelerine izin vermeyin.
✓Denk gelirseniz kaçın.
Eğer bunu yapamıyorsanız′↓
✓Stiletto topuğuyla gözlerine basın. Döküm tavada kızdırdığınız yağı suratlarına atın. Meme uçlarına balık kancası takıp çekiştirin. İki buçuk litrelik kola şişesini eritip kulağına falan damlatın.
Kamu spotudur.
Ümit Özdağcım, maşallah TRT 1’deki eski pazar sabahı çocuk programı sunucuları gibi rengarenk vaatlerle çıkmış karşımıza, eller havaya, "%70 aylık bağlama oranları", "%100 büyüme payı", cicili bicili masallar!
Emeklinin halini hatırını sormak yerine, sanki stüdyoda çizgi film arası sunar gibi "Hemen seyyanen zam yapıyoruz, intibakla dünyayı kurtarıyoruz" diye masal anlatıyor. Yahu elinizi vicdanınıza koyun!
bu bütçe matematiğini, bu pembe tabloları hangi sihirli değnekle gerçeğe dönüştüreceksiniz?
Emeklinin aklıyla alay eder gibi kalkmış bir de hamaset yapıyorsunuz.
Biz senin ne olduğunu, o eski ortaklarından, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarınızdan gayet iyi öğrendik! Zamanında o koltuklar, o bakanlıklar size altın tepside verilseydi, bugün eleştirdiğiniz Cumhur İttifakı'nın en sadık destekçisi olmaktan çekinmeyecektiniz.
Şimdi ne oldu da usta oyuncu gibi köşeye sıkışınca apar topar emekçi dostu kesildiniz?
Bu ucuz popülizme, bu ucuz siyaset Temaşasına bu milletin artık karnı tok!
#AlışVerişteTerörSuçlaması / Fatma Betül / Abartmayı / NowHalefe ŞansVer /
Eline 200 lirayı alıp kameralara şov yapmak ne kadar da kolay, değil mi? Kürsüden "Cebimizdeki parayı kim çaldı, ilk çıktığında 134 dolardı, şimdi 4 dolar" diye nostaljik ajitasyonlar çekmek...
Tam tribünlere oynamalık, oy devşirmelik ucuz bir siyaset sahnesi!
Kusura bakmayın ama Ali Babacan Bey'in bu çıkışı, halkın aklıyla alay etmekten başka bir şey değil. Sanki yıllarca bu ülkenin ekonomi koltuğunda oturan, bugün kriz yaratan o sistemin harcını karan kendisi değilmiş gibi, çıkmış dışarıdan izleyici gibi ahkam kesiyor. O dönemin yanlış politikalarının, atılan hatalı adımların faturasını bugün tek taraflı kesmeye kalkmak en hafif tabiriyle ikiyüzlülüktür.
Öyle kürsüde banknot sallayarak popülizm yapmak, kendi geçmişteki sorumluluğunuzu temizlemez. Halkın yaşadığı sıkıntıları ezbere hamasetle sömürüp kendi küçük kitlenizi konsolize etmeye çalışmaktan başka bir şey yaptığınız yok. Gerçek veriler ortadayken, geçmişteki hatalarınızı unutulmuş sanarak pazarladığınız o "mucize reçeteler" bu millete zaten çok ağır faturayla ödettirildi.
Ali bey kusura bakmasın, bu masallara artık karnımız tok!
#tutuklandı / Listeyi / Bağış / Cumamız / Örgütün / Beraat / Fatma Betül / Afyonkarahisar'da 8 /
Elhamdülillah
Bir millet uyanıyor. Alper Kaan Aykut'un mahkemesi için bugün erken saatlerden itibaren yüzlerce Müslüman Hazret-i Peygamber'ini (S.A.V.) savunmak üzere Çağlayan Adliyesi'ne akın etti.
Katılımlar hâlen devam ediyor.
#AlperKaanAykutYalnızDeğildir
#FESDER Yönetim Kurulu üyelerimiz ve dernek mensuplarımızla birlikte kardeşimiz Alper Kaan Aykut'un yanındaydık.
Bu dava Ümmet-i Muhammed'in davasıdır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'i (SAV) savunduğu için yargılanan kardeşimizi yalnız bırakmamak, ona sahip çıkmak ve hukuki mücadelesinde yanında olmak boynumuzun borcudur.
#AlperKaanAykutYalnızDeğildir
Masada otururken nüfus cüzdanında ne yazdığıyla değil, damarındaki kanın taşıdığı vicdanla ilgilenenler bilir, ÜLKÜCÜLÜK , bu topraklarda doğmanın getirdiği pasif bir kütük kaydı değildir. O, Çin Seddi’nden Bosna Hersek’in o sitemli sokaklarına kadar uzanan, yüreğinde insan sevgisini ve iman şuurunu aynı anda taşıyan herkesin omuz omuza verdiği kadim bir nefestir.
Peki, bu nefes nasıl daraltıldı?
Tarih bize hep aynı tuzağı kurdu,Bir fikri kütüphanelerden, masalardan, o coğrafi hudutları aşan evrensel sevgiden alıp üç-beş kişinin tekelindeki daracık parti binalarına, seçim aritmetiklerine ve hiyerarşik hırslara hapsettiler.
Oysa “ ülkücülük ” rozetlerin, koltuk kavgalarının ya da sokaktaki ucuz hamasetin cenderesine sığmayacak kadar büyük, insanî ve asil bir mefkûredir.
Onu bir partinin arka bahçesine indirdiğinizde, o Tanrı Dağı’nın pınarındaki berraklığı da Hira’nın zirvesindeki o derin sükûneti de kirletmiş oluyorsunuz.
Benim'de o masada durup "Yahu yapmayın" dediğim yer tam da burasıdır. Bir kitleyi yönetmek için kutsal olanı siyasete meze etmek, bu davanın ruhunu Öznesini kaybettirip, birilerine konforlu bir alan açmaktan başka ne işe yaradı?
Velhasıl -ı Kelam , geride kalan o devasa coğrafyayı, o koca yürekli insanları bir parti programına, bir genel merkez tüzüğüne sıkıştırmak bu fikre yapılacak en büyük haksızlıktır.
Ülkücülük, kartvizitlere yazılan bir unvan değil, Bosna’dan Çin’e kadar her mazlumun ahını duyabilmek, insanı ve vatanı çıkarsızca sevebilmektir.
Siyaset geçicidir, ama o büyük vicdan ve Ülkümüz kalıcıdır.
#tutuklandı / Serenay Sarıkaya /
Hayırlı Cumalar / Fatma Betül / Milyonlara Umut Hakkı / Abartmayı /
Lidere körü körüne biat değil!
Davasına, mücadelesine ve duruşuna duyulan gönülden bir sevgi bizimkisi.
Biz reisin şahsın değil, milletin iktidarını omuzlayan o kutlu bahtına sevdalıyız.
Sevgiyle perçinlenen bağlar kopmaz, vesselam.
#Kapattık
Türkiye’ye Anjiyo Yapılsa !
Açık konuşalım, işi kökünden çözeceksek masaya kartları açık koyacağız. Türkiye’nin tepesindeki o kilitli kapıları açmanın tek yolu var!
✓%50+1 şartını bugünkü pranga halinden çıkarıp, sistemi yeniden akılcı bir hiyerarşiye oturtmak. Anlatacağım denklemde küçük partilerin paçalarımızdan çekmesine, her kritik virajda "Bunu yapmazsan masayı deviririm" tantanalarına yer yok. Sistemi ve küçük muhafazakâr partileri doğrudan AK Parti’nin çekim merkezine, yani ana gövdenin alt kollarına konumlandırıyorum.
✓ MHP’nin masadan kalktığı ve MHP prangasından kurtulduğumuz bir masa , %50+1’in getirdiği o zoraki "kral yapıcı" devri biter. Küçük muhafazakâr partileri marjinal birer ortak olarak değil, AK Parti liderliğindeki büyük merkez-sağ havuzun alt bileşenleri olarak konumlandırıyoruz. Artık yüzde 2-3'lük oylarla %50'yi rehin alan o küçük ortaklar devri kapanıyor.
✓ AK Parti yeniden kendi tabanını konsolide eden, merkezde güçlü, omurgası sağlam ana gövde haline geliyor. Küçük partiler de ya bu merkezin içinde eriyerek büyüme şansı yakalıyor ya da kendi yollarında %1-2 ile kayboluyor.
✓Sahanın gerçeğine gelecek olursak, bazıları çıkıp "E MHP gitti, peki Doğu’daki oyu nasıl toplayacağız? HÜDA PAR’ı koçbaşı yapıp DEM’in oylarını bölelim" diyebilir. Açık söyleyeyim, bu masa başı siyaset mühendisliğidir ve sokakta karşılığı yoktur. Kürt seçmen @HurDavaPartisi aparatıyla kandırılabilecek veya oyları bölünecek bir kitle değil. O bölgedeki dindar, muhafazakâr Kürt seçmen de, kentli Kürt genç de bıkmış durumda. Onların aradığı şey radikal odaklarla ittifaklar kurmak değil! tam aksine @Akparti ’nin o 2002-2011 reformist yıllarındaki "eşit vatandaşlık, adalet ve kimlik onuru" vurgusudur.
✓Sen MHP vesayetini üzerinden atıp merkeze döndüğün an, zaten Doğu’da DEM’e tepki olarak kayan o dindar-muhafazakâr kitle kendiliğinden senin ana ocağına döner. HÜDA PAR gibi kaliteli partileri koçbaşı yapmaya kalkarsan, bu kez de batıdaki ve merkezdeki seküler-muhafazakâr oyları ürkütür, elindeki bulgurdan olursun. Gerek yok. 62 milyonluk seçmen havuzunda bu hiyerarşik düzeni kurduğumuzda matematik de taşları yerine oturtuyor✓
✓Eski sıkışmış halimizde AK Parti %31-33 bandında çırpınıyor, MHP %6-8 ile masayı kilitliyor, toplamda %38-40'a sıkışıp kalıyorduk. Yeni hiyerarşik merkez modelinde ise merkez-muhafazakâr ana gövde olan AK Parti %38 – %42 aralığına oturuyor, çatı altındaki diğer muhafazakâr ve sağ unsurlar %3 – %5 katkı sağlıyor ve blok gücü %41 – %47 bandına tırmanıyor. Küçük partilerin kaprisini çekeceğimiz, %50+1 yüzünden ilkelerimizden taviz vereceğimiz bir siyaset yok.
✓MHP’yi kendi özgül ağırlığına uğurluyoruz. AK Parti’yi yeniden 2002’nin o kucaklayıcı, reformcu, kimlik siyasetini aşan merkez çizgisine oturtuyoruz. Küçük muhafazakârları ana gövdenin çatısı altına alıyor, Kürt seçmeni ise aparatlarla değil, hakiki adalet ve refah vaadiyle geri çağırıyoruz.
✓Bu yapıldığı gün ne DEM’in şişirilmiş oyları kalır ne de CHP’nin argümanı. Siyasetin damarları açılır, AK Parti de o özlenen zafer günlerine geri döner. Nokta.
Safa Akdağ
#DuruşumuzBelli / Afyonkarahisar'da 8 / Hayırlı Cumalar / Başarılar Beşiktaş'ım / Savunma Sanayix / Eskişehir'in Seyitgazi / Eskişehir'de / Mustafa / Cevdet Yılmaz / Mehmet Şimşek / İdam
1/Sıkışmış Halimiz
(MHP’li / %50+1 Mahkûmu):
AK Parti %31-33 bandında çırpınıyor,
MHP %6-8 ile masayı kilitliyor, toplamda %38-40'a sıkışıp kalıyorduk.
Kürt seçmen küsmüş, merkez oy kaçmış, nefes alamıyorduk.











